İçeriğe geç

أَفَمَنْ شَرَحَ اللّٰهُ صَدْرَهُ لِلإِسْلَامِ فَهُوَ عَلٰى نُورٍ مِنْ رَبِّه۪ فَوَيْلٌ لِلْقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمْ مِنْ ذِكْرِ اللّٰهِ أُۨولٰۤئِكَ فِي ضَلَالٍ مُبِينٍ “Hiç Allah’ın, göğsünü İslâm’a açması sayesinde, Rabbisi tarafından nura kavuşan kimse, kötü tercihi sebebiyle fıtratını değiştiren, kalbi katılaşan, göğsü daralan kimse gibi olur mu? Yazıklar olsun kalbleri Allah’ı anma hususunda katılaşmış olanlara! İşte onlar besbelli bir sapıklık içindedirler.” (Zümer sûresi, 39/22)

âyeti her iki hususu da ifade eden bir beyandır.

Evet, Allah bir insanın kalbini imana açıp şerhetti mi artık o, Allah’tan gelen bir nur ile aydınlanmış demektir. Onun oturuşu nur, kalkışı nur, görüşü nur, duyuşu nur.. yani o, çepeçevre nur içindedir ki, Buhârî ve Müslim hadislerinde Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) böyle çepeçevre nuraniyete taleplerini:

اَللَّهُمَّ اجْعَلْ فِي قَلْبِي نُورًا، وَفِي بَصَرِي نُورًا، وَفِي سَمْعِي نُورًا، وَعَنْ يَمِينِي نُورًا، وَعَنْ يَسَارِي نُورًا، وَفَوْقِي نُورًا، وَتَحْتِي نُورًا، وَأَمَامِي نُورًا، وَخَلْفِي نُورًا، وَاجْعَلْ لِي (وفي رواية: واجعلني) نُورًا“Allah’ım! Kalbime nur, gözüme nur, kulağıma nur, sağıma nur, soluma nur, üstüme nur, altıma nur, önüme nur, arkama nur ver ve baştan aşağı bana nur ihsan eyle (bir rivayette: beni nur kıl).”[1]

şeklinde seslendirir. Keza

اَللّٰهُ وَلِيُّ الَّذِينَ اٰمَنُوا يُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ وَالَّذِينَ كَفَرُۤوا أَوْلِيَۤاؤُهُمُ الطَّاغُوتُ يُخْرِجُونَهُمْ مِنَ النُّورِ إِلَى الظُّلُمَاتِ“Allah iman edenlerin yardımcısıdır, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlerin dostları ise tağutlar olup onları aydınlıktan karanlıklara götürürler.” (Bakara sûresi, 2/257)

364