İçeriğe geç

Meseleyi bir misalle açıklayalım. En katı kalbli insanlardan birini alıp onunla hacca gidin. Hacda çeşitli mübarek yerler ve bu yerlerin her birinin kendilerine göre özelliği vardır. Mesela onu alıp öğle vakti Ravza-i Tâhire’ye götürün. O, kendisini İnsanlığın Hatibi’nin (sallallâhu aleyhi ve sellem) huzurunda hissetsin. Bu arada siz de ona Fahr-i Kâinat Efendimiz’i (sallallâhu aleyhi ve sellem) anlatın. İkindi vakti geldiğinde onu alıp Bakî-i Garkad’a götürün. Ona, “Bu sessiz inleyiş içinde binlerce sahabînin iniltisi var. Onu dinlemeye çalış!” deyin ve sahabenin hayatından örnek sahneleri anlatın. Bu sırada o kimsenin dolduğunu ve mânevî bir lezzet aldığını hissedeceksiniz. Akşamüstü elinden tutup Uhud’a götürün ve ona şunları söyleyin: “Burada yatan kimseler, İslâm dinini omuzlarında yükselttiler. Bu uğurda canlarını, mallarını ve her şeylerini verdiler. Bunlar o arslanlardır ki, Allah, ‘Ben onlardan razıyım.’ demiştir.”67 Yatsıdan sonra onu bu defa Kuba mescidine götürün ve şunları anlatın: Bu mescit, ilk Cuma namazının kılındığı mescittir. Bu mescidin arkasını verdiği tepeden Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), doğan bir güneş gibi Mekke’den Medine’ye doğduğu an çocuklar Allah Resûlü’nü şu dizelerle karşılamıştı:

طَلَعَ البَدْرُ عَلَيْنَا مِنَ ثَنِيَّاتِ الوَدَاع وَجَبَ الشُّكْرُ عَلَيْنَا مَا دَعَا لِلهِ دَاع

“Seniyye-i Veda’dan üzerimize bir ay doğdu. Allah’a ibadet eden olduğu müddetçe de bize şükür vacip oldu.”68

98