İçeriğe geç

Günümüzde kardeşliğe çok ihtiyacımızın olduğunu hissediyor ve aramızdaki kardeşliğin pekişmesi lâzım geldiğine yürekten inanıyoruz. Ama hâdiselerin farklı cereyanı itibariyle de görüyoruz ki, çok defa mesele aksine cereyan etmekte, kardeşlik teessüs edeceği yerde, iftiraklar ve ihtilaflar olmaktadır. Bu durumun belki bir kısım sebepleri de vardır. Mü’minler, dış kaynaklı düşüncelerle ayrılığa düşmüştür; bu husus yeni de değildir. Bir fikir, mü’minler arasında farklı düşüncelerin vücut bulmasına, Mutezile mezhebi gibi farklı cereyanların meydana gelmesine ve Müşebbihe ve Muattıla vb. daha pek çok bâtıl mezhebin oluşmasına sebebiyet verdiği gibi günümüze kadar bir kısım ayrılıklara da sebep olmuştur. İçimizde Müslüman görünen pek çok insan vardır. Bunlar dışta ve içte çok mühim vazifelerle bu milletin kaderiyle oynamaktadırlar. İçteki ayrılıklarımızın büyük bir kısmı onlara ait olduğu/olabileceği gibi dışta itibarımızın sarsılması ve devletçe haysiyetimizin zedelenmesi de büyük bir nispette yine onların eliyle meydana gelmektedir. Tabi buna karşı devletçe çok şuurlu bir kısım tedbirlerin alınması icap etmektedir.

İkinci mesele, yaşadığımız ayrılıklarda bir büyük düşmanımız da Müslümanlık hakkındaki cehaletimizdir. İslamiyet tam manasıyla bilinse, insanlar farklı düşünseler de birbirleriyle mücadele etmez, birbirlerinin hizmetlerini engellemezler. Herkes mesleğinin muhabbetiyle yaşar, “Benim mesleğim hak.” der ama “Başkalarının mesleği, meşrebi yıkılsın gitsin!” deyip onları engellemeye çalışmaz. Dinin emirlerini yerine getirmeye çalışan bir profesöre, “Bu milletin en büyük düşmanı falanlar mı, filanlar mı?” diye sorduklarında o profesör, “Bu milletin en büyük düşmanı, cehalettir!” diyerek ibretlik bir cevap veriyor. Müslümanlar şuurlu olsa, Müslümanlığı tam olarak bilseler, bütün şer güçlere karşı daima dikkatli olurlar. Evet, bizim en büyük problemimiz, Müslümanlığı bilmeyişimizdir.

181