İçeriğe geç

Bütün bunlar göstermektedir ki bir mü’min, hizmette çok ileri saflarda mücadele etmeli, ancak iş mükâfat paylaşımına gelince ona hiç mi hiç iltifat etmemelidir. O, sırf makam-mansıp uğruna kapısına kadar gelerek kendisini aldatmaya çalışan, bir kenara çekilip de o makam ve mansıbı başkalarına vermeyi aklının ucundan geçirmeyen kimselere kesinlikle itimat ve itibar etmemelidir. Ebû Hanife hazretleri kendisine kadılık görevi teklif edilince bundan kaçınmış ve neticede değişik işkencelerle şehit edilmişti. Yine büyük imamlardan, Abdullah İbn Fihr el-Kureşî, kendisine aynı vazife teklif edildiğinde evine çekilmiş ve bu görevi vermesinler diye kendisini aklı yerinde değilmiş gibi gösterme yoluna gitmiştir. Bir başkası ise yine aynı teklif karşısında evine kapanmış ve hayatının sonuna kadar evinden dışarıya adımını atmamıştır. Şanlı tarihimizde bunun gibi birçok örnek vardır. Binaenaleyh zaten halk içerisinde bu işlere talip olabilecek pek çok insan vardır, bırakın bu işleri onlar yapsın. Bizim vazifemiz, Allah ve Resûlü’nün mesajlarını dünyanın dört bir tarafında muhtaç gönüllere ulaştırabilmektir. Bunun dışında bize şahlık dahi verilse onu elimizin tersiyle itmesini bilmeliyiz.

Ben, öyle dünyayı ve Cennet’i elinin tersiyle itebilecek seviyede bir gönül insanı değilim. Bir insan olarak hırsım ve ikbal sevdam olabilir. Ancak Allah’a yemin ederim ki şu dakikada bana reisicumhurluk verseler, sizinle yaptığım şu sohbetleri ona tercih eder ve bu teklife güler geçerim. Zaman zaman şahsıma da makam-mansıp kabilinden bazı şeyler teklif edildi. Ancak Allah’a hamd ederim, Rabbim beni korudu, dünyaya baktırmadı.

136 Buhârî, ahkâm 7; Müslim, imâret 14.

137 İbn Ebî Şeybe, el-Musannef 6/419; el-Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ 10/96.

138 Yûsuf sûresi, 12/55.

178