İçeriğe geç

Meselenin diğer yönünde ise tevhid vardır. Haddizatında Cenâb-ı Hakk’ın din olarak gönderdiği ilâhî kanunlar insanları vahdete (birliğe) çağırıcı mahiyettedir. Hazreti Âdem’den (aleyhisselâm) Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) kadar gelen bütün peygamberler temelde hep “Bir”e çağırmış, “Tek”e davet etmişlerdir. Dinler tarihiyle ilgili, Batılı materyalist yazarların tesirinde kalarak ortaya atılan, dinlerin, çok tanrılı dinlerden tek tanrılı dinlere doğru gelişim kaydettiği meselesi, itimat edilecek bir mesnede dayanmamaktadır. Vâhid ve Ehad Hazreti Allah’a inanma devri Hazreti Âdem’le başlamıştır; ama beşerin tekâmül ve tekemmülü içinde yeni emirler ilâve edilmiş, toplumun yapısına göre yeni hükümler getirilmiştir. Beşerin ilerlemesi içinde değişen bu hükümler tıpkı gelişen bir ailede yeni bir kısım şartlara ihtiyaç duyulması gibidir. Fakat bütün bunlar ilâhî plân ve projede baştan vardır. Meselâ, bir evde başta Ali Efendi ile Fatma Hanım vardır. Sonra çocukları olunca onlara da bir oda veya yeni bir ev daha yapma lüzumunu duyarlar. Binaenaleyh aile yapısı değiştikçe yeni odalar ekleme, kapı ve pencereler açma.. gibi binada birtakım şekil değişikliklerine giderler. Bu, beşerde acz, zaaf, fakr şeklinde kendini gösterir. Ganiyy-i ale’l-Itlak olan Hazreti Allah ise, ezelî ilmiyle bunları bilir ve ona göre şekillendirir, zamanı gelince de olması gerekeni yapar.

28