Rabbimiz bize neler vermiştir? Akıl, kalb, ruh, ceset, sıhhat, sağlık, gençlik ve daha binlerce nimet… Bütün bunlar birer anapara ve sermayedir. Ahiret de işte bunlarla satın alınacaktır.
Başka bir âyette bu husus şöyle ele alınır: “Allah (celle celâluhu) mü’minlerden, mallarını ve canlarını onlara (verilecek) Cennet karşılığında satın almıştır.”3
Bu mevzuda fâni ve zâil emtiayı veren, insan oluyor, bâki ve lâyezal şeyleri bahşeden de Allah (celle celâluhu). Böyle bir akit ve anlaşmadan ötürüdür ki, Kur’ân bize ahiret yurdunu araştırmamızı tavsiye eder. Evet, bizim perspektifimizde olması gereken ve bütün hareketlerimize mihrak nokta teşkil etmesi şart olan, ancak ahireti kazanma cehd ve gayretidir. Çünkü orada ebedî kalacağız. Ve ahireti kazanma adına açılmış biricik zemin de dünyadır.
Âyette, dünyadan da nasibimizi unutmamamız tavsiye ediliyor. Ancak, buradaki eda ve ifade üslûbu da, yine esas gaye ve hedef olarak seçmemiz gereken tarafın ahiret yurdu olduğunu ihtar mahiyetindedir. Zira insan bütünüyle orada inkişaf edecektir. Dünya hayatı itibarıyla onu, bir tohum ve çekirdeğe benzetecek olursak, ahiret itibarıyla o, semaya doğru ser çeken ve ihtişamla esip duran bir ağaç gibidir.