ayetlerinde üç unvanı ile kendisine sığınmayı emrediyor ve بسْمِ اللّٰهِ ’الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِde üç ismiyle kendisinden nasıl yardım isteneceğini gösteriyor.
İkinci Dal
Pek çok esrarın anahtarlarını içeren iki sırrı bildirir.
Birinci Sır: Evliya, iman esaslarında birleştikleri halde niçin kalb gözüyle gördükleri şeylerde, keşiflerinde ayrı düşüyorlar? Neden gözle görülmüş gibi apaçık olan keşifleri bazen hakka ve hakikate zıt çıkıyor? Hem niçin tefekkür ehli ve engin nazarlı zâtlar, kesin delillerle hak kabul ettikleri fikirlerinde, hakikati birbirine uymayan şekillerde görüyor ve gösteriyorlar? Bir hakikat niçin çok renge giriyor?
İkinci Sır: Geçmiş peygamberler niçin öldükten sonra bedenen dirilmek gibi bazı iman esaslarını bir derece kapalı bırakmış, Kur’an gibi etraflıca izah etmemişler ve sonra ümmetlerinin bir kısmı o esasları inkâra kadar gitmiş?
Hem niçin hakiki arif olan evliyanın bir kısmı yalnız tevhid hususunda ilerlemiş? Hakkalyakîn derecesine kadar ulaştıkları halde, bazı iman esasları onların meşreplerinde pek az ve kapalı bir şekilde görünüyor. Hatta bu sebeple, onlara tâbi olanlar, ileride o iman esaslarına gereken önemi vermemiş, kimileri yoldan sapmış. Madem gerçek mânâda mükemmellik bütün iman esaslarının ortaya çıkmasıyla bulunur, niçin hakikat yolundaki zâtlar onların bazısında çok ileri gitmiş, bir kısmında ise çok geri kalmışlar? Halbuki Cenâb-ı Hakk’ın bütün isimlerinin en yüce mertebelerine mazhar ve peygamberlerin efendisi olan Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) ve bütün mukaddes kitapların nurlu reisi Kur’an-ı Hakîm, iman esaslarını açık bir şekilde, pek ciddi bir üslûpla ve doğrudan tarif etmişlerdir.
Cevap: Çünkü hakiki ve mutlak kemâl bunu gerektirir. İşte bu sırların hikmeti şudur: İnsan Cenâb-ı Hakk’ın bütün isimlerine mazhar ve bütün kemâlâta müsait yaradılışta olsa da iktidarı az, iradesi sınırlı, kabiliyet ve arzuları çeşitli olduğundan, hakikati binlerce perde
Dipnotlar
- Hakkalyakîn: Marifet mertebesinin en yükseği. Hakikati bizzat yaşayarak görme hali.