İçeriğe geç
Sözler

diyor. Yeryüzüne kulak ver! Nasıl “Ya Cemîl-i Zülcelâl” diyor. Hayvanlara dikkat et! Nasıl “Ya Rahman, ya Rezzak” diyor. Bahara sor, “Ya Hannân, ya Rahman, ya Rahîm, ya Kerîm, ya Latîf, ya Atûf, ya Musavvir, ya Münevvir, ya Muhsin, ya Müzeyyin” gibi Cenâb-ı Hakk’ın birçok ismini işiteceksin. Ve insan olan bir insana sor; bak, çehresinde yazılı, O’nun bütün güzel isimlerini nasıl okuyor. Sen de dikkat etsen okuyabilirsin. Âdeta kâinat büyük bir zikir musikisidir. En küçük nağme en gür seslere karışıyor, haşmetli bir tatlılık veriyor. Ve bunun gibi başka örnekleri de kıyasla...

Gerçi insan Cenâb-ı Hakk’ın bütün isimlerine mazhardır, fakat kâinattaki çeşitliliği ve meleklerin ibadetlerinin türlü türlü olmasını netice veren o güzel isimlerin farklılığı, insanların da bir derece farklı olmasına yol açmıştır. Peygamberlerin ayrı ayrı şeriatları, evliyanın başka başka tarikatları, asfiyanın çeşit çeşit meşrepleri şu sırdan doğmuştur. Mesela, Hazreti İsa’da (aleyhisselam) diğer ilahî isimlerin yanında Allah’ın Kadir ismi daha üstündür. Aşk ehlinde Vedûd, tefekkür ehlinde ise Hakîm isimleri daha çok hâkimdir.

İşte, nasıl ki bir adam hem hoca, hem subay, hem adliye kâtibi, hem mülkiye müfettişi olsa, onun her dairede birer bağı, vazifesi, hizmeti, maaşı, sorumluluğu, rütbesi ve başarısızlığına sebep olan düşman ve rakipleri bulunur. O adam, padişahına birçok farklı unvanla görünür ve onu öyle görür. Ondan pek çok dille yardım ister. Âmirinin farklı unvanlarına müracaat eder. Düşmanlarının şerrinden kurtulmak için onun yardımını türlü şekillerde diler. Aynen öyle de, Cenâb-ı Hakk’ın pek çok ismine mazhar, pek çok vazifeyle yükümlü ve çok düşmana sahip insan, duasında, Allah’a sığınışında O’nun birçok ismini zikreder. Zira insanlığın iftihar kaynağı ve elbette en hakiki insan-ı kâmil olan Muhammed-i Arabî (aleyhissalâtü vesselam) Cevşenü’l-Kebîr adlı münâcâtında Allah’ın bin bir ismiyle dua ediyor, cehennem ateşinden O’na sığınıyor.

İşte şu sırdandır ki, Cenâb-ı Hak, Nâs sûresinde,

قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ ۝ مَلِكِ النَّاسِ ۝ إِلٰهِ النَّاسِ ۝ مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ

406