İçeriğe geç
Sözler

Nasıl ki, aynada görünen muhteşem bir saray, o aynanın rengini alır. Ayna siyah ise saray da siyah, kırmızı ise kırmızı görünür. Sarayın sureti, aynanın mahiyetine göre değişir. Ayna düzgünse sarayı güzel, düzgün değilse çirkin gösterir. O ayna en nazik şeyleri kaba gösterdiği gibi, sen de kalbinle, aklınla, amelinle, gönlünle, kendi âleminin şeklini değiştirirsin. Ona aleyhinde veya lehinde şahitlik ettirebilirsin.

Eğer namaz kılarsan, namazınla bu kâinatın Sâni-i Zülcelâl’ine yönelirsen, sana bakan âlemin birden nurlanır. Namazın âdeta bir elektrik lambası, namaza niyetin de onun düğmesine dokunmak gibi, o âlemin karanlığını dağıtır. Ve şu dünya kargaşasında perişanlık içindeymiş gibi görünen hadiselerin, hikmetli bir intizam ve mânâlı bir kudret eseri olduğunu gösterir. Nurlarla dolu اَللّٰهُ نُورُ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضِ ayetinden kalbine bir nur verir. O günkü âlemini o nurla ışıklandırır, misal âleminde senin lehinde şahitlik ettirir.

Sakın, “Benim namazım nerede, hakiki namaz nerede!” deme. Zira bir hurma çekirdeği, hurma ağacının bütün hususiyetlerini içinde taşır ve onu tarif eder. Farkları, birinin çekirdek, ötekinin ise onun dal budak salmış hali olmasıdır. Aynen öyle de, senin benim gibi sıradan bir insanın namazının –hissetmese ve şuurunda olmasa da– büyük bir velinin namazı gibi şu nurdan, şu hakikatten bir hissesi vardır. Fakat o nur dereceye göre açığa çıkar.

Bir hurma çekirdeği ile mükemmel bir hurma ağacı arasında ne kadar mertebe ve fark varsa, namazda da öyle, hatta daha fazla farklı mertebeler bulunabilir. Fakat bütün o mertebelerde namaza ait nuranî hakikatin bir esası vardır.

اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى مَنْ قَالَ «اَلصَّلَاةُ عِمَادُ الدِّينِ» وَعَلٰى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ أَجْمَعِينَ

334