Bir adam yüz liralık bir hediye vaat etse, seni yüz gün çalıştırır. Sözünden dönme ihtimali olan o adama güvenir, usanmadan çalışırsın. Acaba sözünden dönmesi imkânsız bir Zât, sana cennet gibi bir karşılık ve ebedî saadet gibi bir hediye vaat etse, seni pek az bir zaman, güzel bir vazifede çalıştırsa, buna rağmen hizmet etmezsen veya isteksizce, usançla, yarım yamalak hizmetinle O’nu yalancılıkla itham edip hediyesini hafife alırsan, şiddetli bir cezaya ve dehşetli bir azaba müstahak olacağını düşünmüyor musun? Dünyada hapis korkusundan, en ağır işlerde şikayet etmeden çalıştığın halde, cehennem gibi ebedî bir hapsin korkusu, hafif ve hoş bir vazife için sana gayret vermiyor mu?
Beşinci İkaz
Ey dünyaya tutkun nefsim! Acaba ibadetteki isteksizliğin ve namazdaki ihmalin dünya meşguliyetlerinin çokluğundan mıdır? Veyahut geçim derdiyle ibadete vakit bulamayışından mıdır? Sırf dünya için mi yaratıldın ki bütün vaktini ona sarf ediyorsun?
Sen, kabiliyetlerinle bütün canlılardan üstün olduğunu fakat dünya hayatının devamı için gerekli şeyleri temin etme kudreti bakımından bir serçe kuşuna bile yetişemeyeceğini biliyorsun. Asıl vazifenin hayvanlar gibi çabalamak değil, gerçek bir insan gibi hakiki ve daimî bir hayat için gayret etmek olduğunu neden anlamıyorsun? Hem dünya işleri dediğin, çoğu sana ait olmayan, boş yere karıştığın ve karıştırdığın faydasız şeylerdir. En lüzumlu işi bırakıp güya binlerce sene ömrün varmış gibi, en lüzumsuz malûmatla vakit geçiriyorsun. Mesela, kıymetli vaktini, “Satürn gezegeninin etrafındaki halkaların mahiyeti nedir? Amerika’da kaç tane tavuk vardır?” gibi kıymetsiz şeyleri düşünmeye harcıyorsun. Güya astronomi ve istatistik bilimleriyle uğraşıyor, onlardan istifade ediyorsun!..
Eğer, “Beni namazdan ve ibadetten alıkoyan, bana usanç veren, böyle lüzumsuz şeyler değil, geçim derdinin zaruri işleridir.” dersen, ben de sana şöyle derim: Bir yerde yüz kuruş gündelikle çalışsan, sonra biri gelse ve sana, “Gel şurayı on dakika kadar kaz, yüz lira değerinde bir pırlanta ve bir zümrüt bulacaksın.” dese, sen de ona, “Hayır, gelmem! Çünkü gündeliğimden on kuruş kesilecek, kazancım