İçeriğe geç
Sözler

sonsuz bir hikmet ve inayet, kusursuz bir kudret ve sanatla değiştiren Zât, elbette gayet Kadir ve Hakîm’dir; Basîr ve Alîm’dir, her şeyi görür ve bilir. O’nun işine tesadüf karışamaz. İşte o Zât-ı Zülcelâl’dir ki,

إِنَّمٓا أَمْرُهُ إِذٓا أَرَادَ شَيْئًا أَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ

وَمٓا أَمْرُ السَّاعَةِ إِلَّا كَلَمْحِ الْبَصَرِ أَوْ هُوَ أَقْرَبُ

buyurarak hem kusursuz kudretini ilan ediyor hem de kudreti için haşir ve kıyametin çok kolay ve zahmetsiz olduğunu bildiriyor. Yaratılış kanunlarının kudret ve iradeyi içerdiğini, her şeyin, emirlerine karşı gayet itaatkâr olduğunu ve doğrudan, vasıtasız var etmesindeki mutlak kolaylığı göstermek için icraatını sırf bir emirle yaptığını Kur’an-ı Mucizü’l Beyan ile ferman ediyor.

Sözün Özü: Bir kısım ayetler eşyadaki, bilhassa ilk yaratılıştaki son derece güzel sanatı ve kusursuz hikmeti ilan ediyor. Diğer kısım ise eşyadaki, bilhassa eşyanın tekrar yaratılması ve iadesindeki son derece kolaylığı ve sürati, itaati ve zahmetsizliği bildiriyor.

Üçüncü Şua

Ey haddini aşmış, vesveselerle dolu nefis! Diyorsun ki:

بِيَدِه۪ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ

مَا مِنْ دٓابَّةٍ إِلا هُوَ اٰخِذٌ بِنَاصِيَتِهَا

وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ

gibi ayetler, Cenâb-ı Hakk’ın yarattıklarına son derece yakınlığını gösteriyor.

247