İçeriğe geç

İkincisi: Pek çok Söz’de izah ettiğimiz gibi, eşya mânâ-yı ismiyle, yani sadece kendisine bakan yönüyle bir “hiç”tir. Hiçbir şeyin kendi zâtında müstakil ve bizatihi sabit bir varlığı yoktur, yalnız başına bir hakikati bulunmaz. Fakat Cenâb-ı Hakk’a bakan yönüyle, yani mânâ-yı harfiyle hiçbir şey “hiç” değildir, çünkü onda cilvesi görünen Allah’ın bâki isimleri var.. yok olmuş değil, çünkü ebedî bir varlığın gölgesini taşıyor.. hakikati vardır, sabittir ve yüksektir; çünkü mazhar olduğu bâki ismin bir çeşit sabit gölgesidir.

Hem كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجْهَهُ ayeti insanın elini Allah’tan başka her şeyden kesen bir kılıçtır; Cenâb-ı Hakk’ın hesabına olmayan fâni dünyada, geçici şeylere karşı alâkayı kesmek için hükmü dünyadaki fâni varlıklara bakar. Demek, Allah hesabına, mânâ-yı harfiyle, Allah için olursa, O’ndan başkasına yönelmez ki كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجْهَهُ kılıcıyla kesilsin.

Sözün Özü: Eğer insanın her işi Allah için olsa, Allah’ı bulsa O’ndan başkası kalmaz ki başı kesilsin! Eğer insan Allah’ı bulmaz ve her şeye O’nun hesabına bakmazsa, onun için her şey başkasıdır. كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجْهَهُ kılıcını kullanmalı, perdeyi yırtmalı, böylece O’nu bulmalı!..

اَلْبَاقِي هُوَ الْبَاقِي

Said Nursî

82