Beşinci Risale Olan Beşinci Kısım
بِسْــــــمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
اَللّٰهُ نُورُ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضِ...الخ nur dolu ayetinin pek çok sırrının nurlarından birini, ramazan-ı şerifte bir ruh halinde hissettim, hayal meyal gördüm. Şöyle ki, Üveys-i Karanî’nin,
إِلٰهِي أَنْتَ رَبِّي وَأَنَا الْعَبْدُ وَأَنْتَ الْخَالِقُ وَأَنَا الْمَخْلُو قُ
وَأَنْتَ الرَّزَّاقُ وَأَنَا الْمَرْزُوقُ... الخ
meşhur münâcâtı türünden, bütün canlıların Cenâb-ı Hakk’a bir çeşit münâcât yaptığı ve on sekiz bin âlemden her birinin ışığının O’nun birer ismi olduğu kanaatini bana verecek bir vakayı kalben ve hayalen gördüm:
Birbirine sarılı çok yapraklı bir gül goncası gibi, bu âlemde binlerce perde perde içinde sarılı, birbiri altında saklı âlemler vardı. Her bir perde açıldıkça başka bir âlemi görüyordum. O gördüğüm âlemler ise bana nur ayetinin arkasındaki
أَوْ كَظُلُمَاتٍ فِي بَحْرٍ لُجِّيٍّ يَغْشَاهُ مَوْجٌ مِنْ فَوْقِه۪ مَوْجٌ مِنْ فَوْقِه۪ سَحَابٌ ظُلُمَاتٌ بَعْضُهَا فَوْقَ بَعْضٍ إِذٓا أَخْرَجَ يَدَهُ لَمْ يَكَدْ يَرٰيهَا وَمَنْ لَمْ يَجْعَلِ اللّٰهُ لَهُ نُورًا فَمَا لَهُ مِنْ نُورٍ
ayetinin tasvir ettiği gibi bir yalnızlık, korku ve dehşet karanlığı
Dipnotlar
- “Allah göklerin ve yerin nurudur ...” (Nûr sûresi, 24/35)
- Allahım! Sen benim Rabbimsin; ben ise senin kulun. Sen her şeyi yaratan Hâlık’sın; ben ise senin mahlûkun. Sen rızık veren Rezzak’sın; ben ise senin rızkınla beslenen... (el-Gümüşhânevî, Mecmûatü’l-Ahzâb [Evrâd-ı Şâzelî] s. 323-324)
- Fâtiha sûresinde yer alan “Âlemlerin Rabbi” ifadesindeki “âlemler”in, on sekiz bin âlem olduğuna dair bkz. et-Taberî, Câmiu’l-Beyân 1/63; Ebû Nuaym, Hilyetü’l- Evliyâ 2/219; el-Kurtubî, el-Câmi’ li Ahkâmi’l-Kur’an 1/138.
- Nûr sûresi, 24/35.
- “Yahut o kâfirlerin duygu, düşünce ve davranışları derin bir denizdeki yoğun karanlıklara benzer. Öyle bir deniz ki, onu dalga üstüne dalga kaplıyor... Üstünde de koyu bulut... Üst üste binmiş karanlıklar... İçinde bulunan insan, elini uzatsa neredeyse kendi elini bile göremiyor. Öyle ya, Allah birine nur vermezse artık onun hiç nuru olamaz.” (Nûr sûresi, 24/40)