çok defa ümit etmediğim ve ummadığım bir tarzda veriliyor. Yalnız iki küçük misal:
Birincisi: On Altıncı Mektup’ta etraflıca izahı geçen hadisede, Süleyman isminde bir misafirime katran ağacı başında koca bir ekmek harika bir tarzda gösterilmişti. İkimiz iki gün gaybdan gelen o hediyeden yedik.
İkincisi: Bugünlerde olan gayet küçük ve hoş bir meseleyi söyleyeceğim. Şöyle ki:
Fecirden önce hatırıma geldi; bir zâtın kalbine vesvese verecek tarzda sözler söylemiştim. “Keşke,” dedim, “onu görseydim, kalbindeki telaş ve ızdırabı giderseydim.” Aynı dakikada, Nis’e gönderilmiş bir kitabımın bir parçası bana lâzımdı. “Keşke elime geçseydi.” dedim. Sabah namazından sonra oturdum, baktım aynı zât o kitabın o kısmı elinde olduğu halde içeri girdi. Ona dedim ki, “Elindeki nedir?” “Bilmiyorum.” dedi, “Kapının önünde, Nis’ten gelmiş diye biri bana verdi, ben de size getirdim.”
“Fesübhanallah,” dedim, “böyle bir vakitte bu adamın evinden çıkıp gelmesi ve şu Söz’ün Nis’ten gelmesi hiç tesadüfe benzemiyor. Kitabın şu parçasını aynı dakikada bu adamın eline verip bana gönderen, elbette Kur’an-ı Hakîm’in himmetidir.” Sonra “Elhamdülillah!” diye şükrettim, “Kalbimin en küçük, önemsiz, gizli bir arzusunu bilen bir Zât elbette bana merhamet gösteriyor, beni himaye ediyor. Öyleyse dünyanın minnetini beş paraya saymam.”
İkinci Misal: Yeğenim merhum Abdurrahman, sekiz seneden beri benden ayrılıp dünyanın gaflet ve evhamına bulaştığı halde, şahsıma karşı haddimden çok fazla hüsn-ü zannı varmış. Bende olmayan ve elimden gelmeyen himmeti istiyor, yardım bekliyordu. Kur’an-ı Hakîm’in himmeti imdadına yetişti, ölümden sonra dirilişe dair olan Onuncu Söz’ü vefatından üç ay önce eline yetiştirdi. O Söz onu manevî kirlerinden, evham ve gafletten temizlemekle beraber, Abdurrahman âdeta velilik mertebesine çıkmış gibi vefatından önce yazdığı mektubunda üç açık keramet göstermiş. Yirmi Yedinci Mektup’un parçaları içine konulmuştur, müracaat edilsin.
Üçüncü Misal: Burdurlu Hasan Efendi isminde kalb ehli bir ahiret
Dipnotlar
- Fecir: Tan yerinin ağardığı vakit.