Bırak bîçâre feryadı, belâdan kıl tevekkül.
Zira feryat; belâ içinde, hata içinde belâdır bil!
Belâ vereni buldunsa eğer
Safa içinde, vefa içinde, lütuf içinde belâdır bil!
Madem öyle, bırak şikâyeti, şükret!
Çünkü belâbil daima keyfinden güler, hep gül-mül.
Eğer bulmazsan bütün dünya
Cefa içinde, fenâ içinde, heba içinde belâdır bil!
Cihan dolusu belâ başındayken
Ne bağırırsın küçücük bir belâdan, gel tevekkül kıl!
Tevekkül ile belânın yüzüne gül ki o da gülsün,
O güldükçe küçülür, eder tebeddül.
Hem üstadlarımdan Mevlânâ Celâleddin’in nefsine dediği gibi dedim:
أُوُگفْتِ اَلَسْتُ و تُوگُفْتِي بَلَى شُكْرِي بَلَى چِيسْتْ كَشِيدَنْ بَلَا
سِرِّ بَلَا چِيسْتْ كِه، يَعْنِي مَنَمْ حَلْقَه زَنِ دَرْگَهِ فَقْرُ و فَنَا
O vakit nefsim de: “Evet, evet… Acz ve tevekkül ile, fakr ve iltica ile nur kapısı açılır, karanlıklar dağılır. اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى نُورِ الْإِيمَانِ وَالْإِسْلَامِ ” dedi. Meşhur Hikem-i Atâiyye’nin,
مَاذَا وَجَدَ مَنْ فَقَدَهُ وَمَاذَا فَقَدَ مَنْ وَجَدَهُ
“Cenâb-ı Hakk’ı bulan neyi kaybeder? Ve O’nu kaybeden neyi kazanır?”
Yani: “O’nu bulan her şeyi bulur; O’nu bulamayan hiçbir şey bulmaz, bulsa da başına belâ bulur.” mânâsındaki sözünün ne kadar
Dipnotlar
- “Belâbil” kelimesi bülbüller mânâsına gelmekle beraber vesvese, keder, dert mânâsındaki belbele/belbâl kelimelerinin de çoğuludur.
- Tebeddül etmek: Değişmek.
- “O ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ dedi. Ve sen ‘belâ’ (evet Rabbimizsin) dedin. Belâ demenin şükrü nedir? Belâ çekmektir. Belâ çekmenin sırrı nedir? ‘Fakr u fenâ dergâhının (kapısının) halkasına vuran benim’ demektir.” (Bkz. Divân-ı Kebîr s. 157 Gazel 251)
- İman ve İslam nurundan dolayı hamdolsun Yüce Rabbimize.
- Bkz. eş-Şürnûbî, Şerhu Hikemi’l-Atâiyye s. 208.