Üçüncü olarak; ifade etmek gerekir ki, maalesef günümüzde kimi kamu kurum ve kuruluşlarında yolsuzluk yapma, rüşvet alma, adam kayırma gibi hukuk ve ahlâka aykırı bir kısım davranışlar karşısında ülfet oluştuğu için; vazifesini hakkıyla yapmaya ve aldığı maaşın karşılığını vermeye çalışan, hukuka ve kanunlara bağlı olan, hırsızlığa, yolsuzluğa ve rüşvete bulaşmayan kamu görevlileri, bulundukları yerlerde sevilmiyor ve istenmiyorlar. Evet, ahlâk ve faziletlere bağlı bir kısım kamu görevlilerinin kanun ve kurallar çerçevesinde vazifelerini hakkıyla yerine getirmeleri, bulundukları yüksek makam ve mevkileri kazanç kapısı olarak gören bir kısım kimselerin zarar görmesine sebep olabiliyor.
Peki, böyle bir durumda işini hakkıyla yapmak isteyen insanlar ne yapmalı? Hukuk ve kanun tanımayan bir kısım kimseler kendilerine zarar verecek diye adalet ve hakkaniyetle vazifelerini yerine getirmesinler mi? Başka bir ifadeyle, yüksek insanî değerlere ve hukuk kurallarına uygun olarak vazifenin yerine getirilmesi devlete sızmak ve onu ele geçirmeye çalışmak mıdır?
Suçluluk Psikolojisi ve Yansıtma
Kaldı ki bu ülke insanının her bir ferdi, –elbette ben ve Hizmet gönüllüleri de buna dâhil– devletimizin vatandaşlarıyız. Ben, öz be öz Anadolu insanıyım. Kana, deme, damara, kafatasına bağlı bir ırkçı değilim, böyle bir zihniyete kesinlikle karşıyım. Fakat milletimi aşk derecesinde seviyorum. Bu açıdan bir vatandaşın kendi memleketindeki müesseselere girmesi, başkalarını da girmeye teşvik etmesi nasıl sızma olarak yaftalanabilir? Aslında sızma, kanuna ve hukuka aykırı olarak iş yapan veya bulundukları devlet hizmetlerini menfaatleri adına kullanan kişilerin işidir ki, işte bunlar kendilerini gizlemek için, kendileri dışındaki herkes hakkında bu tür suçlamalarda bulunuyorlar.