Böyle bir şirk, başka bir hadiste ise şöyle bir benzetmeyle açıklanmıştır: “Şirk, karanlık bir gecede karıncanın taşın üzerinde gezinmesinden daha gizlidir.”231 Demek ki riya o kadar sinsi ve gizli bir şirktir ki, çoğu zaman insan onun farkına varamamakta, varamadığından dolayı da ibadet ü taati ve hak yolundaki hizmetleri berhevâ olup gitmektedir.
Allah yolunda koşturan insanlar yaptıkları işlere şirk bulaştırdığı zaman Cenâb-ı Hak, cebr-i lutfî olarak onlara yer yer ehl-i dalâleti musallat edip kulaklarını çekebilir. Eserlere baktığımızda Hazreti Üstad’ın gerek “Şefkat Tokatları” bahsinde gerekse Lâhikalarda bu konuyla alâkalı çok sayıda misal serdettiğini görmekteyiz. Ayrıca bilinmesi gerekir ki, maruz kalınan belâlar, işlenen cinayet ve cürmün büyüklüğüyle doğru orantılıdır. Hata ve günahın büyüklüğüne göre gelen tokatlar, şefkat tokadı olabileceği gibi, nıkmet/azap tokadı da olabilir.
Kader Adalet Eder
Bu itibarla yapılan işlere egosantristçe mülâhazalar karıştırılması, mesela yazılan bir yazının beğenilmesi veya bânisi olunan bir inşaat karşısında takdir beklentilerine girilmesi tokat yenilmesine sebebiyet verebileceği gibi, onca emeğin, terlemenin, yorulmanın hepsini uçurup götürebilir. Üstelik bütün bunlar neticesinde Allah, mü’minleri fitneye tâbi tutarak onları kâfirlerle te’dip edebilir. Her ne kadar ehl-i dalâlet zulüm işlese de, kader adalet eder. Böyle bir sıkıntıya maruz kalmak günahlara keffarettir. Fakat bilinmesi gerekir ki bu tür fitne ve imtihanların günahlara keffaret olması da belli şartlara bağlıdır.
Eğer mü’minler, maruz kaldıkları sıkıntıların kendi hatalarından kaynaklandığının farkına varır, tevbe ve istiğfarla Allah’a yönelir, “Tevbeler tevbesi yâ Rabbi! Milyon kere milyon estağfirullah!” diyerek ciddi bir pişmanlıkla O’na yalvarıp yakarırlarsa başlarına gelen fitneyi kendileri hakkında yararlı hâle getirebilir ve günahlarının affına vesile kılabilirler.