İçeriğe geç

Evet, insan, başına gelen belâ ve musibetlere bir Hazreti Ömer (radıyallâhu anh) felsefesiyle yaklaşmalıdır. Bilindiği üzere o, yaşanan kıtlığı kendi günahlarına bağlamış, başını yere koymuş ve “Allahım! Benim günahlarım yüzünden ümmet-i Muhammed’i mahvetme!” demiştir. İşte bu, kâmil mü’min tavrıdır. Bir yere bir yıldırım düşse veya bir yeri sel bassa insan, “Acaba benim günahlarım yüzünden mi bu oldu?” demelidir. Evet mü’min, maruz kaldığı bütün belâ ve musibetleri kendi günahlarından bilmeli, aynı zamanda bunların kendisi için bir keffâretü’z-zünûb (günahlardan arınma) vesilesi olduğunu düşünmelidir.

Diğer yandan mü’minlerin, Allah’ın (celle celâluhu) ihsan etmiş olduğu bir kısım nimetleri kendilerinden bilme ve meydana gelen bir kısım güzellikleri kendilerine bağlama şirkine girmeleri de onların başına bir kısım musibetlerin gelmesine sebep olabilir. Zira Cenâb-ı Hak, Kendi yolunda yapılan hizmetlerin içine şirkin girmesini asla istemez. Tevhid adına yapılan işlerin içine şirkin sokulması kadar nezd-i ulûhiyette ağır bir günah ve çirkin başka bir davranış yoktur.

Şirk dediğimizde sadece taştan, odundan yapılan bir kısım putlara, totemlere Allah’ı ortak koşma; Lât, Menat veya Uzza’ya kulluk yapma aklımıza gelmemelidir. Bu açık olan bir şirktir. Bunun yanında bir de şirkin gizlisi vardır. Konuyla ilgili hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), إِنَّ أَخْوَفَ مَا أَخَافُ عَلَيْكُمْ اَلشِّرْكُ اْلأَصْغَرُ “Sizin hakkınızda en çok korktuğum şey küçük şirktir.” demiş, sahabe-i kiram efendilerimizin وَمَا الشِّرْكُ اْلأَصْغَرُ “Küçük şirk ne demektir?”sorusuna da اَلرِّيَاءُ “O, riyadır.” cevabını vermiştir.230

276