Burada Allah (celle celâluhu), hem Peygamber Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem), hem de adım adım O’nun yolunu takip edenlerin davetlerini basiret üzerine yaptıklarını/yapmaları gerektiğini ifade buyurmuştur. Bunun anlamı ise, yapılacak çağrının bilerek, görerek, duyarak yapılması ve karşılaşılması ihtimal dâhilinde olan problemlerin hesaba katılarak bunların her birisi için alternatif çözümler oluşturulması demektir. Öyle ki ortaya çıkan bir problem için sadece bir çözüm üretmekle iktifa edilmemeli, duruma göre iki, üç, dört ve daha fazla alternatif çözümler bulunmalıdır. Zira çözüm yolları ne kadar çoğaltılırsa, mesele o ölçüde selâmetle ele alınmış, yani akl-ı selim, kalb-i selim, ruh-u selim ve hiss-i selimin gereğine göre hareket edilmiş olur.
Sahabenin Basiret Ufku
Bu âyet-i kerime, Nebiler Serveri’nin (sallallâhu aleyhi ve sellem) yanı sıra O’na ittiba edenlerin de, çağrısını basiret üzere yaptığını, yapması gerektiğini ifade buyurmaktadır. İttiba, birine uyma, adım adım onu izleme ve takip etme demektir. Efendimiz’e hakkıyla tâbi olanların başında ise Hulefa-i Râşidin efendilerimiz gelir. Nitekim Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) onların bu müstesna konumuna dikkat çekme adına şöyle buyurmuştur: فَعَلَيْكُمْ بِسُنَّتِي وَسُنَّةِ الْخُلَفَاءِ الرَّاشِدِينَ الْمَهْدِيِّينَ عَضُّوا عَلَيْهَا بالنَّوَاجِذِ “Siz, Benim ve doğru yolda olan Râşid Halifeler’in yolunu yol edinin. Bu yolu, azı dişlerinizle tutar gibi sımsıkı tutun.”209