Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir hadis-i şeriflerindeki, كُلُّكُمْ رَاعٍ وَكُلُّكُمْ مَسْؤُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ “Her birerleriniz râî (çoban) ve hepiniz elinizin altındakinden sorumlusunuz.”207 sözleriyle, insanların sorumluluklarına dikkat çekmiştir. Herkesin, şahsî, ailevî ve içtimaî hayatı itibarıyla farklı farklı vazifeleri vardır. Birisi aile, birisi mahalle, birisi nahiye, birisi şehir, bir diğeri de kocaman bir ülke genişliğinde sorumluluğa sahip olabilir. Bu açıdan her bir fert, derecesine göre farklı alanlarda sorumlu olduğu insanları idare etme, yönlendirme, onlara rehberlikte bulunma vazifesiyle karşı karşıyadır. Üstlenilen mesuliyetin hakkıyla yerine getirilmesi ise yukarıda bir nebze izah etmeye çalıştığımız basiret ışığını yanına alarak hareket etmeye bağlıdır.
Biraz daha açacak olursak, belli bir konumda bulunan insanlar, sahip oldukları bu konumun hakkını vermek ve işlerinde başarılı olmak istiyorlarsa, aldıkları bütün kararları akıl, mantık ve muhakemenin yanında, kalb ve vicdan süzgecinden geçirmelidirler. Onlar, düşüncenin hakkını vermekle beraber çevrelerine merhamet ve muhabbet nazarıyla bakmalı, hiçbir canlıyı şefkatten mahrum bırakmamalı, hiç kimsenin hakkını yememeli, insaf ve adaletten de asla ayrılmamalıdırlar.
Bizim için numune-i imtisal olan Allah Resûlü’nün (aleyhi ekmelü’t-tehâyâ) hayat-ı seniyyeleri gözden geçirilecek olursa, O’nun tavır ve davranışlarında basar ve basirete aykırı hiçbir hususun bulunmadığı görülecektir. Hem bu hakikati bize bildirme hem de bizim O Rehber-i Ekmel’i örnek almamız adına Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Kerim’de, O’na (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle demesini emrediyor: قُلْ هٰذِه۪ سَبِيلِۤي أَدْعُۤو إلَى اللّٰهِ عَلٰى بَصِيرَةٍ أَنَاۨ وَمَنِ اتَّبَعَنِي“De ki: İşte benim yolum! Ben, Allah’a –körü körüne değil– basiret üzere davet ediyorum.. bana tâbi olanlar da öyle…”208