İşte bu kadar derin hakikati, birkaç kelime ile anlatıveren Allah Resûlü, bizim idrakimizin kavrayış cidarlarını zorlayan bu sözleri, hiç düşünmeden, âniden ve irticalî olarak söylemiştir. Sadece şu söz dahi, O’nun nasıl bir idrak üstü fetanete sahip olduğunu ispata yeter… Ancak biz, O’ndan bahsetmenin verdiği ledünnî hazdan vazgeçemediğimizden, hiç olmazsa birkaç sözünü daha nakletmeyi düşünüyoruz.
16. Cennet Mekârih Cehennem Şehevâtla Kuşatılmıştır
Yine Buhâri ve Müslim’in rivayet ettiği bir hadislerinde Efendimiz şöyle buyurmaktadır: حُفَّتِ الْجَنَّةُ بِالْمَكَارِهِ وَحُفَّتِ النَّارُ بِالشَّهَوَاتِ“Cennet çepeçevre nefsin hoşuna gitmeyen şeylerle sarılmış, Cehennem de (bedenî arzu ve iştihâları kabartan) şehevâtla…”350
Cehennem şehvetlerle örtülü, şehvetler bohçasında dürülü ve şehvetler atmosferine açıktır. Cennet ise, aklın zâhirî nazarına göre nâhoş şeyler ve mekârih ile perdelidir. Her şeyi maddede arayanların gözüne, Cennet’lere uzanan yollardakiler hiç de güzel görünecek türden şeyler değildir.
Esasen, hem Cennet hem de Cehennem, bizler için nimettir. Zira istikameti bulmada, birisinin teşvik edici, diğerinin de ürkütücü rolü vardır. İnsan, Cennet’in teşvik edici yüzüne bakınca hep oraya girebilmek için çalışır; Cehennem’in abûs çehresini görünce de, ona düşmeme gayretiyle Cennet’e doğru şahlanır. Böylece, her ikisi de bizim için rahmet olur.
Ancak, Cenâb-ı Hak, hem Cennet’i hem de Cehennem’i birer bohçaya sarmış, bunları insanların amel pazarına takdim buyurmuştur. İnsan kendisine verilen iradeyle bunlardan birini tercih etme durumundadır. İrade ölçüsünde isteyen, “said” olur Cennet’e talip çıkar; isteyen de “şaki” olur, Cehennem yoluna girer.