İçeriğe geç

Bu da, abdest ufkunda tüllenip, namazla semavîleşen mü’minin aydınlık dünyasından, küçük bir kesit takdim etme adına, yine O’ndan, alabildiğine kısa fakat derin, oldukça az kelime fakat şümullü bir söz örneği…

Sözü daha fazla uzatmadan O’nun başka bir nurlu beyanına intikal etmek istiyorum. Bu defaki bir kudsî hadis:

15. Salih Kullara Sürprizler

Buhârî ve Müslim’in rivayet ettiği bu hadiste Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır:

أَعْدَدْتُ لِعِبَادِيَ الصَّالِحِينَ مَا لَا عَيْنٌ رَأَتْ وَلَا أُذُنٌ سَمِعَتْ وَلَا خَطَرَ عَلَى قَلْبِ بَشَرٍ

“Ben salih kullarıma, ötelerde öyle şeyler hazırladım ki, ne göz görmüş, ne kulak işitmiş ne de kimsenin hayaline gelmiştir.”344

Hadiste bir sürprizden bahsedilmektedir. İnsan orada, beklemediği şeylerle hem de beklemediği bir anda karşı karşıya gelecektir. Gerçi Kur’ân’da, Cennet’e ait bazı nimetler anlatılmaktadır. Ancak bu, onlara sadece ad ve unvan, yaklaşma ve bir mirsad-ı tefekkürdür. Yoksa dünyada iken onların hakikatini kavramak mümkün değildir.

İbn Abbas (radıyallâhu anh) وَأُتُوا بِهِ مُتَشَابِهًا “Onlara, benzer şeyler verildi.”345 âyetinin tefsirinde der ki, Cennet’te sizin bildiğiniz nimetlerin sadece adı vardır.346 Tattığınız zaman, çeşnisiyle, “Bu şuna buna benziyor.” diyebilirsiniz ama kat’iyen onun aynı değildir. Çünkü Cennet nimetleri de aynen Cennet’in kendisi gibi, onun ebedî ve bâki oluşuna muvafık yaratılmıştır. Bu dünyaya ait karpuzu, kavunu, elmayı, armudu orada aramak safdillik olur…

677