Birincisi; su ve hava unsurlarının rahat abdest almaya müsait olmadığı; suyun da, havanın da soğuduğu veya nedretinden dolayı suyun, abdeste sarf edilmeyecek kadar kıymetlendiği durumlarda –tabiî, hayatî ve zarurî ahval müstesna– özene özene abdest almak, çok derin bir hulûs, ciddî bir sevap hırsı ve alabildiğine bir kulluk iştiyakı ister ki, yerine getirebilsin.
Eğer bir insan bütün bu derinlikleri göstermenin ifadesi olarak, en ağır şartlar altında abdest alabiliyorsa, gönlü mamur ve O’nunla irtibatlı demektir. Zaten –buradaki “cihet-i câmia” da irtibattır– böyle aydınlık bir dünyada, lekeler kıymık kıymık gidip ruhun derinliklerine saplansalar bile, kat’iyen kalıcı olamazlar. Abdestin, vücudun elektriğini dengelemesi.. insanın abdestle büyük ölçüde streslerini yenmesi.. ve ruhun günde beş defa metafizik güçle yenilenmesi bizim için mahfuz ve müsellem olmakla beraber, mevzuun çerçevesini aştığı için geçiyoruz…