İçeriğe geç

Bediüzzaman Hazretleri, Kur’ân-ı Kerim’de “Kâbe Kavseyn” ifadesiyle zikredilen Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu durumunu “vücub ve imkân arası” şeklinde yorumlar.[11] Bu yolculukta Efendimiz, beşerî olan her şeyden öyle sıyrılmıştı ki, o anda O’na beşer deseniz hata etmiş olurdunuz. Ancak bir mahlûkun ulûhiyet makamına ulaşması da asla bahis mevzuu olamazdı. O’nun bu mazhariyetleri Hakk’ın kayyûmiyetiyle kâimdir. Evet, Efendimiz, vücub ve imkân arası bir noktaya ulaşmış ve daire-i sıfâtın ötesine varıp doğrudan doğruya Zât-ı Baht’la münasebet-i münezzeheye ermişti. Bu da hakka’l-yakînin en son mertebesiydi. Rabbim, o sonsuz deryadan bizim defterimize de katreler lütfeylesin!

[1] İbn Hişâm, es-Sîratü’n-nebeviyye 3/82; el-Buhârî, et-Târîhu’l-kebîr 2/208; İbn Ebî Hâtim, et-Tefsîr 1/33.[2] Tirmizî, kıyâmet 42; İbn Mâce, ikâme 174; Dârimî, salât 156.[3] Bkz.: Âl-i İmrân sûresi, 3/61.[4] İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’ân 1/128[5] Bkz.: Kadı Iyaz, eş-Şifa 1/202; Aliyyülkârî, Şerhu’ş-Şifâ 1/379-430.[6] Buhârî, salât 1, enbiyâ 5; Müslim, îmân 263.[7] Buhârî, salât 1, enbiyâ 5; Müslim, îmân 263.[8] Buhârî, tefsîru sûre (53) 1; Müslim, îmân 287.[9] Buhârî, salât 1, enbiyâ 5; Müslim, îmân 263.[10] Bkz.: Necm sûresi, 53/8-10; Buhârî, tevhid 37; Müslim, îmân 263.[11] Bkz.: Bediüzzaman, Sözler s.617 (Otuz Birinci Söz, İkinci Esas).

173