İçeriğe geç

Şimdi soruyoruz: Hayatında bir kere dahi olsun okyanuslara açılmamış, oralardaki ölü dalgaları müşâhede etmemiş, İskandinav ülkelerinde olduğu gibi, aylarca süren karanlık günleri bir mevsimlik dahi olsa yaşamamış olan bir insanın böyle bir tasvire gücü yetebilir mi? Asla. Öyleyse bu tasvir ve bu tasvirdeki güç Peygamber Efendimiz’in şahsına izafe edilemez. Ve yine öyleyse bu kelâm, Cenâb-ı Hak’tan başkasının olamaz.. evet, o, Allah kelâmıdır; mucize olduğu da gayet açıktır.

A. Kur’ân’da Bağ-Bahçe Tasvirleri ve Bunun Mucizelik Yönü

Kur’ân’ın, temsil getirmedeki mucizeliğini ifade eden bağ-bahçe misalleri de üzerinde durulmaya değer.

Evet, Kur’ân-ı Kerim’de bağ ve bahçe tasvirleri sıkça yer alır. Hâlbuki Kur’ân’da yer alan bu tasvirlerin pek çoğunu Arap Yarımadası’nda müşâhede etme imkânı yoktur. Zira bu tür bağ ve bahçeler Arap Yarımadası’nda bulunmamaktadır. Öyleyse bu tasvirleri, Arabistan’da doğmuş, büyümüş, yaşamış ve irtihâl-i dâr-ı bekâ etmiş ve bu arada, dünyanın bu tasvirleri canlı olarak gösterecek yerlerine hiç seyahat etmemiş bir Zât’a, yani Efendiler Efendisi’ne vermek elbette mümkün değildir. Hâlbuki bu tasvirler Kur’ân’da vardır. Dolayısıyla Kur’ân, yeri göğü yaratan; keza bahis konusu bağ ve bahçeleri o keyfiyette donatan Müteâl bir Zât’ın kelâmıdır. Tasvirlerdeki mucizelik yönünü anlamada bu husus çok önemlidir.

116