İçeriğe geç

“Sonra, taş gibi o toprak tabakasını ince, narin filizlerle delip parça parça yarıverdik.” Oysa o filizler, el ucuyla dokunsan eğilecek kadar narin yapılıdır. Ama Biz kudretimizle onu o sert taş gibi toprağa galip kıldık.

“Üzümler, yoncalar, yeşillikler, çemenler bitirdik. Zemini bir çemenzâr hâline getirdik. Ve sonra iri ve sık ağaçlı iç içe girmiş bahçeler, meyveler, çayırlar hâsıl ettik.”

Bir tarafta hayvanların, kuşların, tavukların vs. yiyecekleri olan tohum ve taneler حَبًّا kelimesi ile anlatılırken, devamında da insanın yiyeceği ve içeceği şeylere değiniliyor. Bunlar iç içe işleniyor. “Üzüm ve yonca:” Biri insanın, diğeri hayvanın yiyeceği.

“İç içe girmiş bahçeler…” Evet, gölgesinde günlerce yürüyeceğiniz ağaçların uçları birbiriyle sarmaş dolaş olmuş bağlar ve bahçeler verdik. Dağında-deresinde, ovasında-obasında yürüdüğünüz zaman çamın çamla, çınarın çınarla, kavağın kavakla baş başa verip (tasvir budur) halka-i zikirde bulunuyor gibi salındıklarını görebileceğiniz bağlar ve bahçeler.. zeytinlikler, hurmalıklar…

“Bir de bol bol meyveler.” Önce tek tek isimlerini zikrettikten sonra burada da umumî olarak “Meyveler verdik.” diyor. Bugün var olanıyla, yarın var olacağıyla meyveler…

118