İçeriğe geç

أَبًّا kelimesi çayır ve yonca olarak tefsir edilmişse de kesin değildir. Belki hayvanlara verilen tabiî ve sun’î yemlerin, belki de tarlalara, bağ ve bahçelere atılan sun’î gübrelerin umumuna bakan bir ifadedir… İşin doğrusunu ancak Allah bilir. Hz. Ömer bu âyeti minberde tefsir ederken أَبًّا kelimesine kadar okumuş ve şöyle demişti: “Bunların hepsinin mânâsını biliyoruz. Ama bu أَبًّا nedir ki?” Sonra da, “Ey anasının oğlu! أَبًّا’nin ne demek olduğunu bilmesen sanki ne olur? Vallahi bu bir tekellüftür.” demiş ve elindeki asâyı kırıp attıktan sonra da, “Bu kitapta beyan olunanı talep ve onunla amel edin. Bilmediklerinizi de Allah’a havale edin.” buyurmuştu.5

“(Bütün bunlar) siz ve hayvanlarınız içindir.” Evet, hem size hem de hayvanlarınıza nimetlerimizdir ki, sizler verdiğimiz bu nimetlerle ayakta duruyor ve hayatınızı idame ettiriyorsunuz. Bunlar olmasaydı hayatınız sönerdi ve yok olurdunuz.

Şimdi gelin düşünün, bu tasvir edilenleri Mekke vadisinde yaşayan bir insanın bilmesi, anlaması mümkün mü? Evet, o gün itibarıyla büyük ölçüde mahsulü hurma, karpuz ve hıyardan ibaret olan Arap Yarımadası insanının bunları gerektiği ölçüde ve tasvir edildiği şekliyle bilmesine, anlatmasına imkân ve ihtimal var mı? İşte, Kur’ân’da böylesine zengin, parlak ve öylesine cazip bir tasvir gücü var ki, dahası olamaz.

B. Nâsih-Mensûh Âyetlerdeki İnsicam

Nesih, lügat itibarıyla, bir şeyi değiştirmek, yani bir şeyin yerine diğer bir şeyi ikame etmek mânâlarına gelir. Aynı zamanda bu kelimede ilgâ, izale mânâları da melhuzdur.

119