Evet, Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan’dan akılcı bir filozof tam istifade ettiği gibi, sıradan bir insan da ondan tam yararlanır. Meselâ Kur’ân, Hz. İbrahim’in Nemrut karşısında müdafaasını verir ve şöyle dediğini nakleder: “Benim Rabbim O’dur ki, yaşatır ve öldürür.”17 Evet, ihyâ ve imâte eden O’dur. Yani hayatı da ölümü de yaratan O’dur. Aslında hayat da bir muammadır, ölüm de… Yani hayat bir kısım uzvî fonksiyonların icrasından ibaret olmadığı gibi, ölüm de bu mekanizmanın ta’til-i eşgâl etmesi demek değildir. Hayat, bir sırr-ı ilâhîdir. Hayatın esas cevheri ruh, Allah’ın bir nefhası ve cansızlar âleminde rahmet tecellîsidir.
Ölüm ise Allah’ın Mümît ismiyle tecellîsinden ibarettir. Yoksa ölüm, Allah’ın “Hayy” ismiyle tecellî etmemesinin neticesi, yani bir çözülme ya da inhilal değildir. Allah ile mahlukat arasındaki irtibat daimîdir. O bir an bile mahluklarından inayetini eksik etmez. Burada Kur’ân’ın hükmü çok açıktır. Onun için Nemrut bunu çok iyi kavramıştır. Fakat inat ve küfürde ısrar edip diyecektir ki, “Ben de diriltir ve öldürürüm.”18
Dikkat edilmezse burada bir kısım avam kimseler aldanabilirler. Yani Nemrut ufak tefek gözbağcılığı ile öldürme ve diriltmeyi taklit etmeye yeltenerek, halkı kandırabilir. Hz. İbrahim bunu sezerek müteakiben taklidi imkânsız olan bir hususa dikkat çeker. Öyle ki, Allah’tan başkasının bunda herhangi bir müdahalesi kat’iyen söz konusu olamaz.
“İbrahim: ‘Allah, güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir!’ deyiverdi.”19
Dipnotlar
- 17 Bakara sûresi, 2/258.
- 18 Bakara sûresi, 2/258.
- 19 Bakara sûresi, 2/258.