İçeriğe geç

Gel zaman git zaman Seyyidina Hazreti Musa yine Tur’a giderken bir yerde bir kalabalık görür. Yanlarına sokulup hâdiseyle ilgili soru sorduğunda kendisine şöyle derler: “Burada çok fakir bir adam vardı. Belli bir süre sonra Cenâb-ı Hak kendisine geniş imkânlar verdi. Fakat bu zenginlik ona yaramadı. İçki içmeye başladı. Derken bir gün içki içip kendini kaybetti, kavgaya girişti, birisini öldürdü. Şimdi de bu şahsa kısas uygulanıyor.”

Hâsılı, tarihte ve günümüzde nice örneklerde görüldüğü üzere problemlerini nefsinde halletmeyen bir insan, maddî ve mânevî mazhariyetleri dahi çok defa kendi helâketine birer sebep hâline getirebiliyor. Esasında bir nimet, insanı Allah’tan uzaklaştırıyor ve onu gaflete sevk ediyorsa o, nimet değil; nimet görünümünde bir nikmettir. Evet, insanı Allah’tan uzaklaştıran şey İstanbul’un fethi bile olsa, bilinmesi gerekir ki, bu da Allah’ın insana musallat ettiği bir musibettir ve insana kazanma kuşağında en büyük hüsranı yaşatır. İşte bütün bu tehlikelerden korunmanın yolu cihad-ı ekberi yani nefisle mücahedeyi hiçbir zaman terk etmemek, nefsin hile ve tuzakları karşısında sürekli teyakkuz hâlinde bulunmaktır.

183 el-Beyhakî, ez-Zühd 1/165; Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdâd 13/523.

184 Haşir sûresi, 59/10.

185 Bediüzzaman, Sözler s. 515 (Yirmi Altıncı Söz, Hâtime).

186 Müslim, birr 34; İbn Mâce, zühd 9.

187 Abdurrezzak, el-Musannef 2/266; el-Hakîm et-Tirmizî, Nevâdiru’l-usûl 2/172.

188 Kasas sûresi, 28/76.

189 Kasas sûresi, 28/78.

190 Tâhâ sûresi, 20/97.

231