İçeriğe geç

Sözün özü; eşya ve hâdiseleri hayırsız saymak, şundan bundan uğursuzluk çıkarmak bâtıldır; hatta teşe’ümün bir derecesi şirke varıp dayanır. Fakat, dinimizde tefe’ül bütün bütün yasaklanmamış, onun doğru değerlendirilmesi ehil kimselere emanet edilmiştir. Rehber-i Ekmel (aleyhissalâtu vesselâm) Efendimiz, “Uğursuzluk düşüncesi bir mü’mini yolundan alıkoymasın. Şayet, sizden biri hoşlanmadığı bir şey görecek olursa, şu duayı okusun:اَللّٰهُمَّ لَا يَأْتِي بِالْحَسَنَاتِ إِلَّا أَنْتَ، وَيَدْفَعُ السَّيِّاٰتِ إِلَّا أَنْتَ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِكَ“Allahım, hayırlar ancak Sendendir; kötülükleri de sadece Sen defedebilirsin. Yegâne havl ve kuvvet sahibi Sensin, hakikî güç ve kuvvet Sendendir.” buyurmuştur.21 Binaenaleyh, bir mü’min, hayır ve şer her şeyin Allah’tan olduğuna şüphesiz inanmalı; bütün işlerinde meşru şekilde sebepleri yerine getirmeli; dinin rehberliğinde ve aklın ışığında kendi üzerine düşen vazifelerini yapmalı ve sonra Allah’a tevekkül ederek neticeyi O’na bırakmalıdır.

212