İçeriğe geç

Evet, tahdis-i nimetin gürül gürül seslendirileceği yerler de vardır, kelâm-ı nefsiye havale edilip bir duygu seli hâlinde kalbe hapsedilmesi gereken yerler de. Haddizatında, kulluğumuzu yerine getirirken de bazı ibadetlerde hafî, bazılarında da cehrî olmamız icap eder. Meselâ, cemaatle namaz kılarken, imam akşam ve yatsı namazlarının ilk iki rekâtında; sabah, cuma, bayram ve terâvih namazlarının da her rekâtında Fatiha ve zammı sûreyi cehrî, yani yüksek sesle okur. Sâir namazlarda ise, hafî, yani alçak sesle, içinden okur. Görülünce ve duyulunca Allah Teâlâ’yı hatırlatan “şeâir” dediğimiz şeyleri seslendirirken de âdeta haykırırız. Bayram günlerinde tekbirlerimiz ve hacda bütün ovayı-obayı inleten لَبَّيْكَ، اَللّٰهُمَّ لَبَّيْكَ seslerimiz Rabbimizin azametini ve nimetlerini ilân keyfiyeti içinde gürül gürüldür. Şeytanları kaçıran ve bir mânâda melekleri ve ruhanîleri de celb eden ezanımız da en gür bir sadâ ile okunur. Biz ezan sayesinde, her vakit bir kere daha Allah’ın büyüklüğünü ilân eder ve O’nu bize tanıtan Zât’a karşı minnet duygumuzu seslendiririz. İşte, ibadetlerimizde sesimizi yükselttiğimiz ya da nefeslerimizi tuttuğumuz yerler olduğu gibi, tahdis-i nimet mevzuunda da cehrîliği tercih edeceğimiz ya da hislerimizi sükûta havale edip hafîliği seçeceğimiz yerler vardır.

Şirk İhtimaline Karşı Yükselt Sesini!

118