İçeriğe geç

Hâsılı, Türk siyasî hayatını yönlendirenler, devlet kademelerinde bulunanlar, iktidarıyla-muhalefetiyle, askeriyle-siviliyle bu meseleyi çok iyi düşündüler mi, sıcak bakıyorlar mı bilemiyorum. Ama, şahsen ben, proje en başından itibaren bizim tarafımızdan gözden geçirilmediği için ve projenin muhtevasını tam bilemediğimizden dolayı onun bizim hayrımıza olacağı kanaatinde değilim. Türkiye’nin ve bölge halkının faydası düşünülerek ortaya atılmayan, bizim içinde bulunmadığımız ve kuralları bizim tarafımızdan vaz’edilmeyen bir projede bizim çıkarlarımızın söz konusu olması düşünülemez. Onu için de devlet kemal-i hassasiyetle bu mesele üzerine eğilmeli, bu işi çok iyi gözden geçirmeli, evet mi yoksa hayır mı diyecek, ondan sonra diyeceğini demelidir. Ben buradan “hayır” diyebilirim; ama Türkiye devreye girerse, o projenin rengini, şeklini ve desenini değiştirebilir; değiştirebilir ve mesele hem Türkiye’nin hem de o bölgenin hayrına da olabilir. Dolayısıyla, milletimiz tarih nazarında bir yâd-ı cemîl olur, yâd-ı cemîl olarak anılmayı bir kere daha hak eder. Ama hâlihazırdaki durum itibarıyla “evet” demem ve tasvip etmem mümkün değildir. Evet, bu aceleye getirilecek bir mesele değil, hem bugünleri hem de yarınları alâkadar eden ciddi bir meseledir. Onun için bunu devlet kurumları, bürokrasi, askeriye, iktidar, muhalefet ve sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelip müştereken görüşmeleri ve karar vermeleri gerekir.

Soru: Orta Asya’nın kalkınması ve eğitimi için yaptığınız teşvikleriniz Orta Doğu için de geçerli midir?

245