İçeriğe geç

Bazıları, bizim başka devletlerle stratejik ortaklığınız olduğunu ve bu projenin de ortaklık gereği desteklenmesinin lazım geldiğini söyleyebilir. Oysa, stratejik ortaklık birileri tarafından planlanan bir şeyi uygulamada onlara iştirak etme demek değildir ki! O projenin hazırlanmasında bizim fikirlerimize neden müracaat edilmedi? Neden, siz ne düşünüyorsunuz bu mevzuda, denmedi? Neden, bu mevzuda şunları yapalım mı, siz buna evet diyor musunuz, diye sorulmadı? Bize hiçbir şey sormadan yıllar önce hazırladıkları bir projeyi önünüze koyuyor ve “gelin destek olun bize” diyorlar. Bunun mânâsı düpedüz şudur: “Gelin, siz İslâm dünyasındaki şuuraltı müktesebatınızı bir kredi olarak bizim emrimize verin. Biz onu kullanalım, size de şu imkânları sunalım.”

Diğer taraftan, projeye aceleden “hayır” dememiz de çok yanlış olabilir. Kim bilir, büyük bir zararı önlemeye kalkmadığımızdan, bir yanlışı bertaraf etme teşebbüsünde bulunmadığımızdan dolayı hata etmiş de olabiliriz. Meseleye hemencecik “hayır” deyip kenara çekilmek de doğru bir şey değildir. O meselenin çok ciddi analitik mülâhazalara bağlanması ve “evet” ya da “hayır” kararının o mülâhazalarla verilmesi lazımdır. Bu açıdan da, bana göre aydınlarımıza çok iş düşüyor. Meseleyi evvela analitik olarak ele almak; “Neye binaen böyle bir mülâhaza ortaya attınız? Bununla nereye varmak, ne yapmak istiyorsunuz? Bölgeyi demokratlaştırma mevzuunda gerçekten samimi misiniz; yoksa bölgeye girip daha rahat hareket etmeyi mi düşünüyorsunuz? Bölgeye girdikten sonra orada etnik grupları birbiriyle vuruşturmak suretiyle hakemliğinizi pekiştirmeyi mi hedefliyorsunuz?” demek, meseleyi derinlemesine tahlil etmek lazım. Bu da yine büyük ölçüde devlete düşen bir vazifedir. İstihbaratçılarımızın seferber olmaları, değişik yerleri çok iyi dinlemeleri lazımdır.

244