İçeriğe geç

Evet, birileri bu türlü projeleri seslendirirken bölgeyi demokratlaştırma gibi mülâhazalara dayanıyorlar. Her şeyden önce, bu ifade ve niyetlerin samimi olup olmadığının bilinmesi lazım. Gerçekten samimiler mi bu mevzuda? 1911’de Bingazi’yi işgal edenlerin başındaki adam da “Sizi medenileştirmeye geldik.” diyordu. Belki Devlet-i Âliye’yi parçaladıkları zaman bile, “Daha sağlam bir zemine ayak basmanızı sağlamak için geldik, hürriyetinizi temin etmek için buradayız” diyorlardı. Şimdilerde dillere pelesenk olan iddia: Bölgeyi demokratlaştırma… Demokrasiye kimse bir şey demez ve demokrasi sözü hakikaten arkasından gelecek çok şeyleri de mazur gösterecek kadar yumuşatıcı bir ifade. “Demokrasi için insan gerçekten bir kısım fedakârlıklara katlanmalı” bahanesi de tam şeytanca bir mülâhaza. İkincisi; bazı kimseler, başkalarını da yanlarına alarak, bölgede etnik çatışmaları körüklemeyi, bir kısım farklı kültürden insanları birbirine kırdırmayı, dînî grupları birbirine düşürmeyi ve bu suretle bölgedeki durumlarını pekiştirerek oraya ve bölgenin kaderine hâkim olmayı düşünüyor olamazlar mı? Dahası, böyle masum kelime ve vaadlere dayanarak o bölgeye şöyle böyle müdahale etmeyi kendileri hakkında meşrûlaştırmak sûretiyle oraya girip, bir yönüyle hakemliklerini sağlama almayı düşünüyor olamazlar mı? Yani o proje ve faaliyetler, orada değişik etnik ve dini gurupları birbirleriyle çatıştırdıktan sonra “Bölge kendi kendine huzur ve istikrarını temin edemiyor; bir yerde bir huzursuzluk kaynağı olunca, o şöyle böyle bütün dünyaya da aksediyor öyleyse, böyle bir huzursuzluğun önünü almak bizim için insanî bir vazifedir, bir vecîbedir.” gibi masum görünen düşünce ve mülâhazalarla bölgeye girme ve hakemliklerini pekiştirmeye mâtuf olamaz mı? Batının düşüncesi bu olabilir, daha ötekinin ve daha berikinin gaye ve hedefi de.

240