Evet, cemm-i gafirin iştirakiyle yapılan işlerde elbette amellerin taksimi, mesainin tanzimi, muavenetin teshiline ihtiyaç vardır. Sorumluluk alanlarının belirlenmesi bu açıdan çok önemlidir; önemlidir ama onun da birlikte belirlenmesi ve ihlaller söz konusu olduğunda meseleye fevrî ve acûl değil, temkinli yaklaşılması gerekir.
Kalblerin Te’lifi ve Umursamazlık
Kalblerin te’lifi Cenâb-ı Hakk’ın elindedir. Ama insanların da kendi aralarında birlik ve beraberliği temin etmek için iradelerini kullanmaları gerekmiyor mu? Cenâb-ı Hak ehl-i imanın itilâf ve ittifakı için sebepler yaratmış. Üstad’ın ifadesiyle esbab onun izzet ve azametine perde olmuş.11 Bizler şart-ı adi planında o sebepleri yerine getirmekle mükellefiz. Bunları hayata geçirebilirsek Cenâb-ı Hakk’ın rızası istikametinde ittihadı, ittifakı aramızda tesis ederiz.
Bizim ittifak ve ittihadımızı gerektiren o kadar çok sebep var ki! Allahımız bir, Peygamberimiz bir, dinimiz bir; bir, bir, bir… Bine kadar bir. Bütün bu birler bizim bir ve beraber olmamızı gerektiriyor. Önemli olan insan vicdanının bunu duymasıdır. Zira bu birlerin vicdan tarafından duyulması ve hissedilmesi ölçüsünde birlik ve beraberlik yakalanır.
Öte yandan bizim örfümüz bir, âdetimiz bir, geleneğimiz bir, vatanımız bir, kaderimiz bir; bir, bir… Yüze kadar bir. Bizler acı tatlı aynı kaderi paylaşmışız yıllarca, asırlarca. Hâlâ paylaşıyoruz. Millî beraberliğimizi temin etmesi gereken faktörler değil mi bütün bunlar?
Hepsinin ötesinde dine, vatana, millete, devlete, kültüre hizmet seferberliğinde felsefe bir, mantık bir, yorum bir, mülâhazalar bir, duygular bir, mahkûmiyet bir, mağduriyet bir; bir, bir, bir… Evet, bizler yeni bir “ba’sü ba’del mevt” döneminin çocuklarıyız. Aramızda tesis edeceğimiz birlik ve beraberliğe bu noktadan bakmalıyız.
Dipnotlar
- 11 Bediüzzaman, Sözler s.673 (Otuz İkinci Söz, İkinci Mevkıf, Üçüncü Maksad, Beşinci İşaret).