İçeriğe geç

İnsan, gayesiyle insandır. Gayenin bir cismi yoktur; onu tutamazsınız, yakalayamazsınız. Fakat gelin görün ki, tutulan, yakalanan, hissedilen ve değerlendirilen şeyler, ancak onun bir buudu olması itibarıyla kıymet kazanır. Hayat, bir mefkûreye, bir gayeye ve gaye-i hayale bağlı olarak değerler üstü değere ulaşır. Mü’minler de, gaye-i hayalleriyle, dar bir hayatta ebedî saadete namzet hâle gelirler. Allah’ın rızasını kazanma ideali ve mefkûresiyle onu görme, Cemal-i Mutlak’ı müşâhede etme finaline yürürler.

Bundan dolayı, gayesiz inanç, gayesiz ibadet ve gayesiz mücahede semere verir mi vermez mi bir şey söyleyemeyeceğim. Cenâb-ı Allah, o eksik inanç ve ibadetleri de kabul eder belki. Çünkü O’nun rahmeti geniştir, boşa kürek çekenlere de bir şeyler lütfedebilir; fakat temelde, idealsizlerin havanda su dövdükleri muhakkaktır. Hayatın ulvî bir gaye etrafında örgülenmesi ve insanın mefkûre sancısıyla kıvrım kıvrım kıvranarak yaşaması çok önemlidir.

65