İçeriğe geç

Fahr-i Kainât Efendimiz bir peygamber ve peygamberlerin en büyüğü olduğu halde, ahvâl-i dünyeviye veya peygamberlik vazifesi itibarıyla maruz kaldığı şeyler karşısında, kendinden evvel gelen seleflerini okumaya çağrılmıştır. Çünkü, bizzat peygamberlik mefhumu örnek olmaya şayeste planlanmıştır. Kur’ân-ı Kerim’de “Âdem’i oku…”14, “Nuh’u oku…”15“İbrahim’i oku…”16 şeklindeki ifadeler yanında, bazı yerlerde Hz. Musa,17 Hz. Nuh,18 Hz. Hûd,19 Hz. Sâlih,20 Hz. Lût21 ve Hz. Şuayb22 (aleyhimüsselam) efendilerimiz hatırlatılarak çok önemli örneklerden bahsedilmektedir. Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem), Hz. Musa, Hz. İbrahim ve Hz. Lut gibi peygamberlerin hayat serencâmları vesilesiyle onların şahıslarında temsil edilen peygamberliği bir kere daha okuması emredilmiştir.

Bu emirle şahıslar değil, peygamberlik mefhumu ve mazmunu nazara verilmek suretiyle “Bu yolun erkânı budur; bu yolda –tekerrür ede ede matlaşmış, renk atmış bir sözle ifade edeceğim– kandan irinden deryaları geçme var, dikenli tarlalarda yürüme var.” denilmiştir. Böyle çetin ve çetrefilli bir yolda yürürken, O’na daha önce aynı yol üzerinde yürüyenler gösterilmiş ve onların mukavemetleri, sarsılmadıkları vurgulanmıştır. Meselâ; Kur’ân, ağır imtihanlara göğüs gerip yılmadan vazifesini yapması karşısında Eyyub (aleyhisselam) için takdirini ortaya koymakta; “O ne güzel kuldu! Zira, sürekli (Allah’a) rücûdaydı.”23 buyurmaktadır.

80