İçeriğe geç

Ne yazık ki bugün toplum olarak böyle bir okuma tarzından mahrum bulunuyoruz. Rabbimiz’in kelâmı Kur’ân-ı Kerim dahi, ülfet, ünsiyet ve sathîliğin kurbanı olmuştur. Bugün belki o, yataklarımızın başucunda kadife kılıflar içinde asılı durmaktadır. Milletimizin ona karşı böyle mücerret bir hürmet ve saygısı vardır. Ben o saygıyı da takdirle karşılarım. Fakat bugün insanımız Kur’ân’ın mânâsından bîhaberdir. Hâlbuki o, Allah’tan bize gelmiş bir mesajdır. Fakat ne acıdır ki, biz: “Acaba Allah bu mesajında bizden ne istiyor?” deyip, onu anlamaya çalışmıyoruz. İşte kendi kitabımıza bu kadar yabancı hâle gelmişiz. Evet, ülfet ve ünsiyet gözümüzü kör etmiş, yüce kitabımızın mânâsını bilmiyor, ona karşı sadece kuru bir saygıyla iktifa ediyoruz. Tekrar edeyim ki, ben böyle bir saygıyı takdirle karşılarım. Fakat Kur’ân-ı Kerim’e asıl saygı, onun ruhuna, mânâ ve özüne inmekle gerçekleşir.

132