İçeriğe geç

Cevap: Değişik münasebetlerle üzerinde durulmaya çalışıldığı gibi “gurbet” kavramının bizim mülâhazalarımız içinde çok önemli ve oturmuş bir yeri vardır. O mülâhazalar çerçevesinde konuyu hatırlayacak olursak şunları söyleyebiliriz: Herhangi bir yararı olmayan yahut ne bir yararı ne de bir zararı söz konusu olan gurbetler olduğu gibi, faydalı ve Hak nezdinde makbul gurbetler de vardır. Sorunuzdaki hadis-i şerifte beyan buyrulan gurbetin ise ikinci kategoride değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Ayrıca bilinmesi gerekir ki, gurbet fertler için mevzubahis olabileceği gibi, aileler, toplumlar hatta bir millet ve ümmet için de söz konusudur. Meselâ inandıklarını ifade ve tatbik etme imkânlarından mahrum bulunan ve yaşadıkları ortam içerisinde yabancılık çeken fertler garip olduğu gibi, değişik kanallardan gelen baskılarla preslenen ve günümüzün moda tabiriyle “mahalle baskısına” maruz bırakılan aileler de gariptirler. Nitekim bir kısım İslâmî eserlerde; namaz kılınmayan muhitte bulunan bir mescidin, fâsık bir kimsenin kalbinde ve okunmayan bir evdeki Kur’ân’ın, zalim bir erkeğin nikâhı altındaki sâliha kadının, serkeş ve arsız bir kadınla aynı evi paylaşan sâlih erkeğin ve hâlinden anlamayanların içinde âlim kimsenin gurbeti olmak üzere fert ve toplum hayatında yaşanan çeşit çeşit gurbetlerden bahsedilir. Bunlar içerisinde hiç şüphesiz en büyük gurbet, hâlden anlamayanların arasında bulunan mânâ erlerinin gurbetidir ve bu mânâdaki gurbetin en büyüğü de, Efendiler Efendisi’nin (sallallâhu aleyhi ve sellem) gurbetidir. Sonra da derecesine göre nübüvvet yolunu temsil etmeye çalışan temsilcilerin gurbeti gelir.

İslâm Coğrafyası ve Gurbet

55