İçeriğe geç

Bu sebeple, hizip mülâhazasıyla vahdet-i ruhiyeyi yaralayan ve birbiriyle boğuşarak mübarek bir milleti paramparça hâle getirenler, bu ağır ve azim günahın vebalinden kurtulmak istiyorlarsa, işledikleri cinayetin büyüklüğünü görmeli, iftirakın ihanet ölçüsünde bu topluma zarar verdiğinin farkına varmalı ve artık klik ve hizip anlayışını bir kenara bırakarak vifak ve ittifaka giden yolları açmalıdırlar; hiç olmazsa sulh olup ihtilafa düşmeme noktasından bir azim ve cehd ortaya koymalıdırlar. Aksi takdirde biraz önce ifade edildiği gibi, umum millet fertleri hakkını helâl etmedikçe, onlar, Cennet’in kokusunu dahi duyamazlar. İşte bu anlayış ve bakış açısıyla, hepimizin, “Keşke,tırnağımın ucundan başımdaki saçın ucuna kadar ölümü bütün acılığıyla duysaydımama âlem-i İslâm âbidesinin ayakta olduğunu, ümmet-i Muhammed’in vifak ve ittifak içinde tek bir yürek hâline geldiğinigörseydim.” diyerek dua etmeli ve bütün cehd ve gayretlerimizle bu işe kilitlenmeliyiz ki, bu durum, umum günahlara keffaret olsun ve başımızdaki gaile ve musibetler de rahmet-i ilâhî tarafından bertaraf edilsin. Evet, Cenâb-ı Hakk’a karşı: “Allahım binkere benim canımı al ama ülkemde nizam olsun. Ne oluryâ Rabbi, bahtına düştük, canımızı al fakat ruhumuzun abidesini dikmeyebizi muvaffak kıl. Ne yapalım, âciziz, zayıfız, elimizden bir şeygelmiyor. Feleğin çarkları karşısında hep yenik düşüyoruz. O çarklar bizimarzu ve isteklerimize göre dönmüyor. Zira zimam başkasının elinde, dümendeoturan başkası. Vallahi, billâhi, tallahi, çırpınıp duruyoruz ama dediğimiz şeylerhep havada kalıyor.” sözleriyle içimizde iç yakan bir hicran ve hasret olmalı ve sinemiz zıpkın yemiş gibi heyecanla inlemelidir ki, bizim bu hâlimiz umum günahlara kefaret olsun ve yeniden bir kez daha milletimizin ikbali gülsün.

305