İçeriğe geç

İşte bu muvafakat gerçekleştikten sonra farklı zaman, farklı mekân ve farklı bir durum karşısında içtihada açık füruata ait bazı meselelerde yeni bir şey söylemek mümkündür. Meselâ Hazreti Pîr’in, takva adına ortaya koyduğu çerçeve, kendi dönemine kadar yapılan takva tariflerinden bir zaviyeden farklılık arz eder. Bildiğiniz üzere o, yaşadığı dönem itibarıyla feraizi yapıp kebairi terk eden bir kimsenin takva dairesi içine gireceğini söylemiştir.1 Bunu da o gün için şartların çok ağır olmasına bağlamıştır. İsterseniz siz bu sözü şu şekilde açabilirsiniz: Ev, çarşı-pazar, sokak, her yerin kirlendiği, her tarafta levsiyatın akıp durduğu bir dönemde siz insanlara, haramları terk etmekle kalmayıp, haram olabilir endişesiyle şüpheli şeyleri ve hatta şüpheli olabilir diye bazı mübahları bile terk etmelerini söylerseniz, sizin bu sözünüz onlar için “halvet hayatı mecburi istikamet” mânâsına gelir. Çünkü her tarafta zift gibi levsiyatın aktığı günümüzde insanın elini-dilini, gözünü-kulağını günahlardan koruması için İbn Beşiş gibi bir mağaraya çekilmesi, çekilip tek başına bir hayat yaşaması ve ömrünü orada geçirmesi gerekir. Hâlbuki bu durumda hak ve hakikat anlatılamaz, hayatın içine girilemez, din ve diyanet adına insanlara hizmet götürülemez. Onun için Üstad Hazretleri, farzları yapıp, kebairi terk eden kimsenin takva dairesi içine girmiş olacağını söylüyor.

229