İçeriğe geç

Cenâb-ı Hak, beni hiçbir hâdise karşısında zaaf göstermeyen melekler ve ruhanî varlıklar gibi olmakla insan olmak arasında muhayyer bıraksaydı, “Rabbim, beni şu anda yarattığın gibi yarat!” derdim. “Alabildiğine taşkınlıklarım olsun; ama bana neticede Sana râm olan, Senin rızana koşan öyle bir irade ver ki, ben o iradenin kemendi ile Sana yükseleyim. Evet, Senin zaaftan ârî mahlûkun da var; ama ben insan olmak istiyorum.” derdim. İçimde çok taşkınlıklar olabilir. Belki bunlar beni harap da ediyordur. Ama ben bu harâbiyet içinde iradenin gücüyle Allah’ın muradına varabileceksem, Cenâb-ı Hak bu gücü bana vermişse, ben de bu fırsatı en güzel şekilde değerlendirmeliyim.

Allah’ın sana verdiği her şeyi memnuniyetle karşılamanın yanında, sana düşen, bütün negatifliklerini, zaaflarını, günahlarını aşarak, yanlış tavırların esaretinden kurtularak Cenâb-ı Hakk’a tam mânâsıyla râm olabilmektir. Allah (celle celâluhu) seninle farklı bir espri ortaya koymuştur. Seninle bir şey yapmak istiyordur. Yeter ki sen zaaflarının, boşluklarının zebûnu olma; onları aşmasını bil.

Ne bahtiyarız ki, Nebi-yi Server’imiz var, aleyhissalâtu vesselâm. Kur’ân’ımız var. Hiçbir şeyimiz olmasa, Kur’ân’ımız bize yeter.

Paranoyak Ruhlar

Ona buna eksiklik veya bozukluk atfedenler, kendilerini ifade etmek için herkesi hor görürler. Bunlar, gönüllerine göre kendilerini ifade edemedikleri için hep âlemin kusurları ile meşgul olurlar. Aleyhissalâtü vesselâm Efendimiz, “O bozuk, bu bozuk, şu da bozuk” diyene “Bozuk olan asıl kendisidir.” mânâsına şöyle buyurmuştur: “İnsanlar helâk oldu, diyen asıl kendisi helâk olmuştur.”9Kişinin vicdanı ve kalbi duru olsa, her şeyi duru görür. Mizaç bakımından herkeste kusur arayanları, birkaç hafta Cebrail aleyhisselâmla buluştursanız onda da kusur bulur ve “Ayağını nasıl kaydırabilirim?” düşüncesiyle şer yolları araştırır.

176