İçeriğe geç

Tavır ve hareketlerimizde, hatta ifadelerimizde, içimiz duru değilse; adımlarımızı ihlâsla atmamış, her yaptığımızı O’nun rızası istikametinde yapmamışsak ve Cenâb-ı Hak bunları tehir edip ahirete bırakıyorsa; işimiz bitik demektir. Bundan dolayı tir tir titremeliyiz. Bir de, Rabbimizle aramızdaki münasebet hangi çizgide seyrediyor, bizim irfanımız bu mevzuda nerededir, vicdanımızla tartar ve böylece konumumuzu tayin etmiş oluruz. Bazıları için yatakta gâfilane ayağını uzatması, şurada burada ulu orta açılması bile Rabb’iyle arasındaki münasebet açısından risklidir. Böyle ölçüler umumî değil, kişi ile Rabbi arasındaki münasebete göredir. Herkes için geçerli olmayabilir, şahıstan şahsa bu ölçüler değişebilir.

Sabır, Hele İstenilen Şey Çok Büyükse!…

Çekilen sıkıntılar ve başa gelen musibetler, varılmak istenen hedefe bakıldığında çok küçük kalır. Bizler perişan Keloğlan’ın, padişahın kızına talip olması gibi Cennet’e talibiz. Bu, Kerem’in Aslı’ya talip olmasına benzemez. Perişan halimize bakınca, benim gülesim geliyor. Zira, biz çok küçüğüz, talip olduğumuz şey ise pek değerli. Üstadımızın ifadeleriyle, bin sene mesûdâne dünya hayatı onun bir saatine mukabil gelmeyen bir Cennet’e talibiz.10 Onun da ötesinde, Cenâb-ı Hakk’ın Cemâl’ini müşâhede arzusundayız. İşte bu hedefe ulaşmak adına her şeye tahammül etmek, her sıkıntıya göğüs germek, her musibete katlanmak gerekir.

İrade

178