İçeriğe geç

Evet, tehlikeli hususlardan biri de, iyi zannettiğimiz bazı şeylere farkına varmadan alet olmaktır. Veya başkalarının, bazı tavırlarımızı kendi çıkarlarına göre değerlendirip, bizi alet etmesidir. Meselâ, biz sürekli “hoşgörü” deriz ve ona göre davranırız, çünkü onun faziletine inanmışızdır. Ama başkaları, bizim bu iyi niyetimizi bir yerde değerlendirir, aleyhimize kullanırlar. Bazen de biz çizgiyi tutturamaz, haddi aşar ve görüşüp tanıştığımız insanlar hatırına dinin hiç hoş görmediği şeyleri bile normal kabul etmeye başlarız. Oysa, hoşgörüde esas olan, insanın kendi değerlerine bağlı kalması; fakat başkalarını da kendi konumlarında kabul etmesidir. Yoksa hoşgörü, insanın kendi değerlerinden taviz vermesi; başkalarını, başkalaşıp onlar gibi olarak kabul etmesi değildir.

Büyüme

Bir insan için yaş, makam ve mansıp açısından, bir topluluk için de adet ve çap bakımından büyüme bazı değer, kıymet ve faydalarla beraber riskler de getiriyor. Hani bazen biyolojik yapıda hormon bozukluğundan kaynaklanan anormal büyümeler olur ya, aynen onun gibi kalbî hayata uygun olmayan büyümeler de oluyor. Kalb büyümüyor, sır büyümüyor, hafî inkişaf etmiyor, ahfâ tanınmıyor ve Allah (celle celâluhu) gereğince bilinmiyor; fakat fertlerin konumlarında bir büyüme oluyor. Dolayısıyla bu, topluma ve cemiyete de aksediyor. Zaten mantıkçıların ifadesiyle toplum arazdır. Arazı teşkil eden şey, fert cevherleridir. Eskilerin fert cevheri dediğine isterseniz siz molekül diyebilirsiniz. Arazın sağlam ve sağlıklı olması için “savab cüz”lerden mürekkep olması lazımdır. Savab, düşünce, duygu, his ve harekette isabetli olan demektir. Bir toplumun faziletli olabilmesi için cüzlerinin de faziletli fertler olması icap etmektedir.

166