Dinî şevk ve heyecanımızın devamı için evrâd u ezkâr çok önemlidir. “Ey bizim Kerîm Rabbimiz, bizi hidayete erdirdikten sonra kalblerimizi kaydırma!”5 şeklindeki, Kur’ân-ı Kerim’den, Peygamber Efendimiz’den ve selef-i salihînden öğrendiğimiz duaları devamlı tekrar etme ve ayaklarımızın kaymaması hususunda Cenâb-ı Hakk’a sığınma diğer bir önemli faktördür. Kalbin istikameti için kavlî, fiilî ve hâlî ciddî bir gayret içinde olmak; inhiraflara, sürçüp düşmelere karşı daima temkin ve teyakkuzda bulunmak lazımdır.
Üstad Hazretleri, On dördüncü Nota, Üçüncü Remiz’de insan mâhiyetine konan mânevî cihazât ve latîfelerin faklılığından; bazılarının dünyayı yutsa doymayacağı, bazılarının da bir zerreyi dahi kendinde barındıramayacağından bahsediyor. Başın bir batman taşı kaldırdığı hâlde, gözün bir saçı bile kaldıramadığı gibi; bazı latîfelerin, bir saç kadar bir sıklete, yani gaflet ve dalâletten gelen küçük bir hâlete dayanamayacağını ifade ediyor ve “Madem öyledir, hazer et, dikkatle bas, batmaktan kork. Bir lokma, bir kelime, bir dâne, bir lem’a, bir işaret ve bir öpmekle batma!”6 diyor.
Dipnotlar
- 5 Âl-i İmrân sûresi, 3/8.
- 6 Bediüzzaman, Lem’alar s.169 (On Yedinci Lem’a, On Dördüncü Nota, Üçüncü Remiz)