İçeriğe geç

Rüyamda, Bursa Ulucami’de hutbe okuyacakmışım. Hiç âdetim olmadığı ve şimdiye kadar hiç yazılı hutbe okumadığım hâlde, cebime yazılı bir hutbe koymuşum. Hutbeyi açıp az bakıyorum ve kendi kendime “Ben böyle bir şey hiç yapmadım, yazıya bağlı kalırsam ayağımda zincir varmış gibi hissederim, ben serbest konuşmalıyım.” diyorum. Sonra giriyorum camiden içeriye. Camide ciddî bir tamirat varmış. Cuma mı, bayram mı bilemiyorum. Zemin toprak imiş. “Burada nasıl namaz kılarız? Bir başka yerde kılalım.” deyip cemaati dışarı çıkarmak isteyenler oluyor. Ben de çok kızıyorum, “Burada, bu şartlarda hutbe okumam ben!” diyorum. Hutbe metnini oradaki bir arkadaşa veriyorum. “Bu hutbeyi götür falan adama ver. Ben gidiyorum, başlarının çaresine baksınlar!” diyorum. Sonra caminin önünde sağa sola gidip geliyor, dolaşıyorum. Caminin etrafındaki iskeleleri görüyorum, duvarları tamir ediyorlar. Konuşmalarından öyle anlıyorum ki; “Bunu konuşturursak kalabalık cemaat gelir, yapacağımız bu işi daha rahat yaparız.” diyorlar. Orada figüre edilip kullanılmaya çalışıldığımı anlıyorum. Hutbeyi okumadan cuma namazını kılmak için başka bir yere gidiyorum.

Uyanınca da şöyle bir tabir aklıma geldi: Bazı insanlar bir yerlerde bir kısım oluşumlar için bizi kullanmak istiyor. Beni de orada figüran olarak kullanmayı arzu ediyorlar. Herhâlde, onlara alet olmamamız işaret ediliyor.

165