İçeriğe geç

Bu büyük vazife, pek çok âyet ve hadisle teyit edilmiştir. Meselâ; “Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü men eden bir topluluk bulunsun.”20, “Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder kötülükten men edersiniz ve Allah’a imanınız tamdır.”21 âyetleriyle, “Ya mârufu emredip münkerden nehyedersiniz ya da Allah sizin başınıza en şerlilerinizi musallat eder, sonra da ne büyüklerinize saygı gösterilir ne de küçüklerinize merhamet edilir. O zaman en hayırlılarınız dua eder de kabul edilmez; istiğfar edersiniz, mağfiret olunmazsınız; yardım istersiniz de yardım gelmez.”22ve “Âdemoğlunun bütün sözleri lehine değil, aleyhinedir; ancak mârufu emir, münkeri nehiy ve Allah’ı zikir müstesna.”23hadisleri bunlardan sadece birkaçıdır.

Ayrıca, Kur’ân-ı Kerim’in her âyeti vecizdir; fakat İbn Mesud Hazretlerinin “Hayrı ve şerri bundan daha câmî (bir arada zikreden) bir âyet yoktur.” diyerek işaret ettiği, Nahl sûresinin 90. âyeti, mâruf ve münkeri hulâsa eden, tek başına mücelletlere sığmayacak bir muhtevayı hâizdir. Bu âyet-i kerimenin meâli şöyledir: “Muhakkak ki Allah, adaleti, ihsanı, muhtaç oldukları şeyleri yakınlara vermeyi emreder; hayâsızlığı, çirkin işleri, zulüm ve tecavüzü yasaklar. Düşünüp tutasınız diye size öğüt verir.”24

143