İçeriğe geç

Öyleyse, meseleyi sürekli önde götüren, her defasında ipi ilk göğüsleyen insanları kollamak ve onları örnek almak bizim için de bir imtihanı kazanma vesilesi olacaktır. Onların temsildeki tavır ve davranışlarını hüsnümisal kabul etmek ve onlarla beraber olmak, bizi, vazifeyi hakkıyla eda etmeye götürecektir. Bazen onlarla kıyasladığımızda hâlimizden utansak da, kendi ayaklarımız üzerinde duramadığımız anlarda öyle insanlara tutunup onlarla beraber olursak, Kâbe’yi tavaf edenlerin kimi zaman oradaki insan seliyle sürüklenip istese de tavafın dışına çıkamaması ve cebren tavafa devam etmesi gibi, inşaallah biz de topluluğun bereketiyle cebren de olsa yolumuza devam eder ve kulluk ipini göğüsleriz.

Canlı ve Zinde Kalabilmek

Cenâb-ı Allah’ın küllî iradesinin bitki ve hayvanlardaki bir tür tecellîsi olan tabiî insiyaklara (sevklere) mukabil, âdemoğluna cüz’î irade verilmiştir. Onun yönelişleri hep iradî olmalıdır. İnsanın dinî hayat adına canlı ve zinde kalması, şevk ve heyecanını yitirmemesi de her şeyden önce iradesine bağlıdır. Yani onun, iradesini kullanarak “Şu kadar evrâd u ezkâr okumalıyım; benim canlılığım başkalarını hayata kavuşturmaya bağlı olduğuna göre, sürekli Hızır gibi koşup dört bir tarafa hayat üflemeliyim” demesi ve bu istikamette yaşaması lazımdır. İnsan kendi nefsiyle baş başa kalır, iradesinin hakkını vermezse, hiç olmayacak hobiler içine girer ve dini, bir kültür olarak yaşamaya başlar. Atalarından tevarüs ettiği (miras yoluyla aldığı) bir kültür gibi “bizim namaz, bizim zekât” deyip, onları hafife alma gibi bir lâubalîliğe düşer; ibadetleri vicdanında derinlemesine duyarak eda edemez.

118