İçeriğe geç

Bir mü’minin, din ve diyanete laf gelmesin, içinde bulunduğu heyete zararı dokunmasın diye ortaya koyduğu bu tür gayretler, ibadet hanesine ve defter-i hasenatına sevap olarak yazılır. Çünkü onun bu hassasiyeti Müslümanlık adınadır ve bu hassasiyetin altında Allah rızası vardır. Müslümanları mahcup etmeme, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) nuranî mesajına toz kondurmama, İslâm’ın dırahşan (aydınlık) çehresini karartmama adına ne kadar hassas olsak yine de azdır.

Kendimizi Hesaba Çekme

Hesabını veremeyeceğimiz hiçbir davranışımızın olmaması gerekir. Hesaba çekilmeden evvel kendimizi burada hesaba çekmeli, hayatımızı ciddi bir muhasebe duygusuyla yaşamalıyız. Ta ki açığımızı yakalamak için fırsat kollayan kötü niyetli insanlara koz vermeyelim; omuzlarımızda taşıdığımız emanete hıyanet etmeyelim.

Bediüzzaman Hazretleri sık sık kazandığı paranın, giydiği elbiselerin, yediği yemeklerin hesabını vermiştir. Bunun altında böyle bir hassasiyet vardır. Bazıları, onun bu tür açıklamalarını talebelerine güven telkin etme olarak anlayabilir. Bu bir yönüyle doğrudur; fakat meseleyi sadece bununla sınırlı görmemek gerekir. Bunun yanında o, daha sonra hakkında ortaya atılabilecek bir kısım yalan ve iftiraların önceden önünü almıştır. Yaşadığı hayatın milimi milimine hesabını vermek ve topluma karşı şeffaf davranmak suretiyle, gelebilecek her tür töhmet ve eleştiriye mâni olmuş, yaşadığı nezih ve iffetli hayatı herkese bütün açıklığıyla göstermiştir. Evet, Hz. Pîr, bir taraftan olabildiğince sade ve basit bir hayat yaşamış, diğer yandan yaşadığı bu basit hayatın defalarca hesabını vermiştir.

189