İçeriğe geç

Bazen bir Müslüman’ın hatasını ön plâna çıkarıp büyüterek bütün Müslümanları ve ardından da Müslümanlığı karalar, bazen de böyle bir gerekçeyle bir hareketi bitirmeye kalkışırlar. Dünya var olduğu günden bu yana iman-küfür mücadelesi devam etmiştir. İyi, dürüst, imanlı ve ahlâklı insanların yanında; zalimler, münafıklar, fesatçılar hiç eksik olmamıştır. Bundan sonra da bu tablo değişmeyecektir. Bazen açık bazen gizli olarak, birileri menhus emellerini gerçekleştirme ve inananları yürüdükleri yoldan alıkoyma adına ellerinden geleni yapacaktır. Bize düşen vazife, fitne ve fesada kilitlenmiş bu gibi insanların varlığını hiçbir zaman göz ardı etmemek, hâl ve hareketlerimizle hiçbir şekilde onlara koz vermemektir. Hatta belki inanan gönüller bir araya gelmeli, kafa kafaya vermeli, bu konuda nelere dikkat etmeleri gerektiği üzerinde durmalı, bununla ilgili stratejiler geliştirmeli ve birbirlerini uyarmalıdır.

Töhmet Altında Kalacağınız Yerlerden Sakının!

Küfür ve dalalete, haset ve çekememezliğe kilitlenmiş insanlara malzeme vermemek ve onların işini kolaylaştırmamak için çok hassas yaşamalı, asla temkin ve teyakkuzdan ayrılmamalıyız. İffet ve ismete bağlı yaşamak zaten vazifemiz, kulluk borcumuzdur. Değil haramlara dalmak ve günah işlemek; zihinlerde soru işareti bırakabilecek davranışlardan bile uzak durmalıyız. Nitekim hadis olarak da rivayet edilen bir sözde, “Töhmet yerlerinden sakının.”86 denilmiştir. Bu söz, her ne kadar hadis kriterlerine takılsa da çok önemli bir prensip ortaya koyar. Siz çok iffetli olabilirsiniz. Fakat çirkin yerlerde gezinirseniz birileri bunu tespit ederek aleyhinize değerlendirebilir. Yaptığınız bazı şeylerde dinî açıdan bir mahzur görmemeniz yeterli değildir; bunların yarın, öbür gün karşınıza ne şekilde çıkacağını da hesap etmek zorundasınız. Önemsemediğiniz nice hareketlerinizle sizi vurabilirler. Sadece sizi değil, mensup olduğunuz hareketi de karalayabilirler.

187